|

Babacan: İstikrar ekonomi için olmazsa olmaz bir şart
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Ali Babacan, kasım 2002 seçimlerine giden dönemde hem
de ondan sonra hep “Kaynağı nereden bulacaksınız?” sorularıyla
karşılaştıklarını belirterek, “(Kaynak
Türkiye’dir) dedik. Bunu söylediğimizde, güven ve
istikrar dönemini anlamayanlar bize boş gözlerle baktı” diye konuştu.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından düzenlenen
İstanbul Sanayi Forumu 2010 Yılı 1. Meslek Komiteleri Ortak
Toplantısında Babacan, küresel ekonomideki ve Türkiye ekonomisindeki son
gelişmeleri kriz öncesinde, süresince ve krizin etkilerinin yavaş yavaş
azaldığı bugünlerde yaptıkları konusunda üyelerle görüşlerini paylaştı.
Temelleri sağlam olmayan ekonomilerde, demokratik koşullar
yerine keyfiliğin hakim olduğu ülkelerde hızlı büyümeden sonra
daralmalar, resesyonlar yaşandığını anımsatan Babacan, Türkiye’nin de
geçmişte ekonomide inişli çıkışlı dönemleri defalarca yaşadığını
kaydetti.
“Şöyle bir 10-15-20 sene öncesini hatırlayalım” diyen Ali
Babacan, sözü edilen dönemde siyasi krizler ekonomik krizleri, ekonomik
krizleri siyasi krizlerin izlediğini sonuç kronik hale gelen yüksek kamu
açıkları, yüksek
enflasyon, yüksek faiz ve yüksek
işsizlik oranlarının yaşandığını söyledi.
Geçmişte zaman zaman yüksek büyüme oranları da yakalanmadığını
ancak elde edilen kazanımların hemen ertesinde yaşanan krizlerle heba
olup gittiğini dile getiren Babacan, geçtiğimiz yaklaşık 7 yılı aşkın
dönemde kamu yönetiminden, bankacılığa, kamu maliyesinden sosyal
güvenliğe kadar kritik öneme sahip pek çok alanda reformlar
gerçekleştirdiklerini anlattı.
Babacan, şöyle devam etti:
“Her ne kadar Sayın Başkan (İSO Başkanı Tanıl Küçük) biraz
önceki konuşmasında makro, mikro reformlar yapılmadı dese de ben bunun
çok doğru bir tespit olduğuna inanmıyorum.
Bugün Türkiye’nin gerçekleştirmiş olduğu reformlar pek çok
ülkenin örnek aldığı, esinlediği reformlardır. Biz bunları zamanında
yapmasaydık bugün böylesine bir ekonomik
küresel kriz karşısında Türkiye ekonomisi ne hale
düşerdi onu, düşünmek bile istemiyorum, hayal etmek bile istemiyorum.
Şunu diyebiliriz, ’Evet önemli reformlar yapıldı ama daha önümüzde
yapılacak işler var’. Bu söyleme katılırım, ’Doğru’ derim ancak hakkı da
teslim etmek lazım. Türkiye’de siyasi, ekonomi alanında
gerçekleştirilenler dünyada parmakla gösterilen bir başarıyı temsil
ediyor.”
“GÜVEN
VE İSTİKRAR EKONOMİ İÇİN OLMAZSA OLMAZ BİR ŞART”
Ali Babacan, Türkiye’de güven ve istikrar ortamının sağlamasının ekonomi
için olmazsa olmaz bir şart olduğunu belirterek, ekonomide herşeyin
temelinin güven olduğunu, güven sağlanmazsa kaynaklar ne kadar yüksek
olursa olsun düzlüğe çıkmanın mümkün olmayacağını söyledi.
Bir şirket, bir
iş adamı eğer itibarlıysa, güvenilen bir iş adamıysa,
kuruluşsa işlerinin kolaylaşacağını, ekonomi yönetiminde de bunun
tamamen aynı olduğunu dile getiren Babacan, şöyle konuştu:
“Aksi halde hazırda ne kadar paranız olursa olsun yapacağınız
iş o parayla sınırlıdır. Onun üzerine kolay kolay çıkamazsınız. Biz hem
kasım 2002 seçimlerine giden dönemde ve hem de ondan sonra hep şu
soruyla karşılaştık; ’Kamu borcu neredeyse milli gelire yaklaşmış, çift
haneli enflasyon, çift haneli faiz, çift haneli
reel faiz, petrol yok, doğal gaz yok... Kaynağı
nereden bulacaksınız?’ dediler bize... Biz, ’kaynak Türkiye’dir’ dedik.
Bunu söylediğimizde, bu inceliği anlamayanlar, güven ve
istikrar dönemini anlamayanlar bize boş gözlerle baktılar, ’Ne demek
istiyor ki bunlar?’ dediler.
Çok şükür bugün geldiğimiz noktada 230 milyardan yaklaşık 800
milyar dolara milli gelirini yükselten bir ülke söz konusu... 36 milyar
dolardan 132 milyar dolara artan
ihracat söz konusu...
Herhalde biz sanayicimizi önemsemesek, sanayimizle ilgili
birşey yapmasak, ekonomiyle ilgili tedbir almasak bunlar kendiliğinden
olmazdı, daha önceki dönemlerde niye olmadı, neden Cumhuriyet tarihinde
topu topu 230 milyarlık milli gelire ulaşılırken bu son 7 senede Türkiye
800 milyar doları buldu? Neden ancak 2.500-3.000 dolarlık kişi başına
milli gelir varken 10 bin doları geçen rakamlara
ulaştık. ’Tesadüf, rüzgar esti böyle oldu’ Önceki dönemlerde hiç mi
rüzgar esmemişti.”
Değerlendirmeleri yaparken mutlaka realiteler üzerinden
gidilmesi gerektiğine dikkati çeken Babacan, gerçekler tespit edilmezse,
gerçekler üzerinden istişare yapılmazsa bu istişarelerden olumlu
sonuçlar çıkacağına inanmadığını ifade etti.
Attıkları her adımda istişareye çok önem verdiklerini de dile
getiren Babacan, 7 yıldır tüm önemli kararların geniş istişarelerden
sonra alındığını, iş dünyasıyla sık sık bir araya gelindiğini kaydetti.
|