|

TÜSİAD Başkanı Boyner: BRIC, iktisadi dengeleri altüst edecek boyutta
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı
Ümit Boyner, sadece Türkiye değil, tüm dünyada yaygınlaşan istihdamsız
büyüme sürecinin yeniden tekrarlanma ihtimaline karşı iş gücü
piyasalarına esneklik sağlamanın tek çare gibi gözüktüğünü bildirdi.
Boyner, bazı TÜSİAD Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte
düzenlediği 2010-2011 faaliyet programına ilişkin basın toplantısında
yaptığı konuşmada, küresel krize değinerek, krizin 2009 son çeyreğinde
dip olarak tanımlanabilecek bölümünün artık aşıldığının düşünüldüğünü
söyledi.
Krizin nedenlerine işaret eden Boyner, krizde finansal
düzenlemelerin, aslında “finansal düzenlememelerin” de etkisi olduğunu,
bu düzenlemelerin küreselleşmenin hızına ayak uyduramadığını kaydetti.
G-7’nin dünya ekonomisindeki etkinliğinin hızla azaldığını ve
bu sürecin krizle birlikte daha da yukarı çıktığını belirten Boyner,
G-20’nin payının ise sürekli arttığını, hatta bu olgunun artık dünya
ekonomisi ve siyasetinde referans noktası haline gelmeye başladığını
vurguladı.
Önümüzdeki dönemde yeni küresel düzenleyicilerle tanışmanın söz
konusu olacağının altını çizen Boyner, krizin en önemli etkisinin
80’lerden itibaren yegane model olarak kabul edilen piyasa yaklaşımında
ciddi tereddütleri doğurması olduğunu söyledi.
Bundan sonra finansmana erişim imkanlarının zorlaşmasının
kuvvetle muhtemel olduğuna dikkati çeken Boyner, risk alma davranışları
geri gelene kadar daha az borçlanma ve daha çok özkaynak kullanan yeni
iş modellerinin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
“İHRACAT VE
DOĞRUDAN YATIRIMLAR AÇISINDAN BÜYÜK BEKLENTİLER OLMAYACAK”
Türkiye’de finansal piyasalar derinleşmezse
özellikle küçük ve orta boy işletmelerin bazı zorluklar
yaşayabileceğine işaret eden Boyner, finansal piyasaların
derinleşmesinin şart olduğunu, ancak reel sektörün de daha
sağlıklı yapıya kavuşması gerektiğini vurguladı.
Ümit Boyner, Türkiye’de küçük ve orta boy
işletmelerin, büyük kısmı kayıt dışı olmak üzere, istihdamın
yüzde 65’ini, üretilen katma değerin ise yüzde 10’unu
ürettiğini hatırlatarak, söz konusu işletmelerin
sürdürülebilir büyüme modelinde paylarının artması için
birtakım yönlendirmeler yapılması gerektiğini belirtti.
Finansman imkanlarının kısıtlı kalmasının kriz
sonrası dünya ekonomisinin büyüme hızını sınırlayacağına
dikkati çeken Boyner, bunun Türkiye’nin ekonomik
ilişkilerinde yüzde 50’den fazla payı olan AB için de aynı
olduğunu ifade etti.
Boyner, “Bir başka ifadeyle büyümeye başlasak da
ihracat ve doğrudan yatırımlar açısından çok yüksek
beklentilerin olmayacağı bir dönemi yaşamak durumundayız”
dedi.
Dünyada sağlanan destek paketlerinin borç stoku,
bütçe açıkları ve enflasyon üzerinde etkilerinin olacağına
işaret eden Boyner, “Merkez bankaları muslukları açtılar,
faizleri düşürdüler. Buradan çıkış, yeni artçı şokların
potansiyel yüksek maliyeti nedeniyle makul ve yavaş olmak
zorunda” diye konuştu.
“BRIC,
İKTİSADİ DENGELERİ ALTÜST EDECEK BOYUTTA”
BRIC (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) ülkelerine de
değinen Boyner, bu ülkelerin çok ciddi büyüme iştahıyla
hareket ettiklerini, bunun iklim değişikliği, enerji arz
güvenliği ve küresel gelir dağılımı bağlamında iktisadi
dengeleri altüst edecek boyutta olduğunu söyledi.
Ümit Boyner, sözlerini şöyle sürdürdü:
“G-20’nin artık bir iktisadi örgüt olmaktan çok,
bir düzenleyici olarak küresel sistemik kararları alması
gereken bir yapıya kavuşması ihtiyacından bahsediyorum.
BRIC’in büyüme performansı dünyada fiyatlar üzerinde etkili
olacak. Bu gelişmeler, bizim için enflasyon baskısı ve cari
işlemler açısından ciddi risk demektir. Bu da Türkiye’nin
enerji arz güvenliğini sağlamak, tarım sektörünü modernize
ederek verimlilik artışı elde etme zorunluluğunu ortaya
koyuyor.
Daralan kar marjları, yavaşlayan büyüme, azalan
finansman imkanları, artan girdi fiyatları ve iklim
değişikliği senaryolarına uyma çabaları, tüm dünyada
işsizlikle mücadele açısından da riskler içermekte. Sadece
Türkiye değil, tüm dünyada yaygınlaşan istihdamsız büyüme
sürecinin yeniden tekrarlanma ihtimaline karşı işgücü
piyasalarına esneklik sağlamak tek çare gibi gözüküyor.”
“OBAMA
YÖNETİMİ...”
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Boyner,
mesleklendirme çabalarının da yoğunlaştırılması gerektiğinin
altını çizerek, şöyle devam etti:
“Küresel dağılıma, oldukça hareketlenmiş dünya
siyaset arka planı üstüne geldi. Vaatlerini yerine getirme
konusunda ciddi problemlerle karşı karşıya kalan ve tüm
dünya için önemli umut kapısı gibi gözüken Obama yönetimi,
hem küresel krizle mücadele etmek zorunda hem piyasa
ekonomisi ve liberal ekonomi anlayışından feragat etmemek
durumunda hem de 11 Eylül sendromundan çıkışı doğru yönetmek
zorunda. Her üçü de dünya için çok önemli, her üçü de bugün
için biraz sallantıda görünüyor. Irak seçimleri sonrası
gelişmelere yönelik umutlarımızı koruyoruz. Ancak ABD
sonrası Irak için endişeler aynı olumlulukta değil, ki
biliyoruz Irak’ta olumlu sonuçlar Afganistan için olumlu bir
sürecin başlangıcı olabilir. Tüm bunlar neyi etkiliyor?
Dünyanın içinde bulunduğu enerji denklemini... Bugünün,
aslında yeni dönemin soğuk savaşı, bir yerde enerji
denklemi...”
Boyner, Türkiye’nin içinde bulunduğu enerji
koridorlarına işaret ederek, Türkiye’nin bölgesinde konumunu
fırsata çevirebilmesi gerektiğini vurguladı.
AB konusuna da değinen Boyner, “Tek Avrupa hedefine
yönelik iddialı modeline sabırla ilerleyen, ancak iç
problemlerini aşmakta ve ekonomik entegrasyonu tam anlamıyla
sağlamakta dönemsel problemler yaşayan AB... AB’nin küresel
bir rekabet gücüne ulaşması ve bölgesel gücünün tescil
edilmesi için, ancak Türkiye’nin AB üyeliğine kavuşması
gerekiyor” dedi.
|