|

İslam Konferansı Öncesi KRM
Normalinde bugün (12.3.10) Almanya Müslümanları Koordinasyon Konseyi’ni
oluşturan DİTİB (Dinayet İşleri Türk-İslam Birliği), ZMD (Almanya
Müslümanları Merkez Konseyi), VIKZ (İslam Kültür Merkezleri Birliği) ve
İslamrat (Almanya İslam Konseyi) toplanarak, Federal Almanya
Hükümeti’nin tertiplediği İslam Konferansı’na katılıp katılmayacağına
veya katılırsa, hangi şartlarda bu daveti kabul edeceğine karar
verecekti.
Yukarıda adlarını zikrettiğimiz dört çatı kuruluşundan sadece İslamrat,
İslam Konferansı’na çağrılmamıştı. Bugün KRM, ya dayanışma içinde
olduğunu sergileyecek veya; üyelerden birinin dışlanması diğerlerini
ırgalamaz diyerek kendi içindeki kopukluğu ortaya koymuş olacaktı.
Saatlerce süren toplantından bir netice çıkmamış olmalı ki, karar için
bir dahaki haftaya ertelendi.
Buradaki irili ufaklı kuruluşlarımızın yarım asırlık ömrü toplantılarla
geçti. KRM de, görülen lüzum üzerine toplantısını bir dahaki haftaya
erteleyebilir, fakat bu ülkenin milyonlarca müslüman azınlığının hayati
meselelerinin, kangren olmaya yüz tutmuş dertlerinin ertelenmeye
tahammülü yoktur artık...
Alman medyası ve siyasileri, KRM’in İslam Konferansı’nı boykot etme
ihtimalini çok önemsedikleri ve bundan ciddi derecede endişelendikleri
anlaşılmaktadır. Şayet KRM, çok haklı sebeplerden dolayı sözkonusu
toplantıyı boykot ederse, bu, Almanya’nın kendi müslüman azınlığına
yönelik yürüttüğü politikasının iflas ettiğinin isbatı olacaktır.
Hükümet partilerinden bazı Alman siyasileri, İslamrat’ın dışındaki KRM’i
oluşturan diğer kuruluşlara bazen göz kırparak, bazen elmaşekeri
uzatarak kendi yanına çekmeğe çalışıyor. Hukuken bir kişi veya kuruluşun
suçluluğu mahkemece karara bağlanmadığı müddetçe, suçlu sayılamaz.
İslamrat’ın üyesi Milli Görüş için de aynı sebepler niçin burada geçerli
olamıyor, anlamak mümkün değil.
İslam Konferansı’nı hayata geçiren Wolfgang Schäuble’yi eleştirenler,
şimdi daha beteriyle karşılaştılar. İçişleri Bakanı de Maiziere, daha
şimdiden ağırlıklı konuları belirlemiş ve müslüman azınlık
temsilcilerine bunları dayatacağı şimdiden kesinleşmiş gibi. Bu konular
üzerinde ayrıca bir değerlendirmeyi daha sonra yapacağız. ZMD’nin,
konferansta ele alınmasını istediği, “Müslümanlara Karşı Irkçılık” ve
“İslamaphobie” gibi konuları ise, Sayın İçişleri Bakanı pek dikkate
almak istemiyor. Halbuki bu konular Almanya’daki müslüman göçmenler için
bazen bir ölüm-kalım meselesidir.
Bütün bunlardan bağımsız olarak; KRM’in üzerinde dört milyon civarında
müslümanın hakkı, vebali ve sorumluluğu var. Arzu etmemekle birlikte,
eğer KRM İslam Konferansı’nı boykot etmek gibi bir karar almak
mecburiyetinde kalırsa, bu fiyasko hükümete ait olur, müslümanlara
değil. Şimdiye kadar hiçbir hayati meselesi halledilmemiş olan Almanya
müslümanlarının kaybedecekleri hiçbirşeyleri yoktur, çünkü elde
ettikleri birşeyleri de yok... Bu ülkenin müslüman göçmenlerinin dini
hakları ancak, temsilcilerinin birlik içinde oluşları ve basiretli
duruşlarıyla kazanılabilir.
O duruş bugün ve hemen şimdi sergilenmeli, bir dahaki bahara
bırakılmamalıdır.
Editör
|