|

Davutoğlu: Masaya ilişenlerden değil kuranlardan olacağız
Dışişleri Bakanı
Ahmet Davutoğlu,
Türkiye’nin
bölgesindeki her şeyden sorumlu olduğunu, bölgede yaşanabilecek her
türlü krizi, sorunu ve barış tehditlerin ortadan kaldırmak için
çalışacaklarını belirterek, "Türkiye’nin yeni bölgesel düzen politikası
budur. Masaya oturulacaksa, masaya oturanlar, kuranlar arasında
olacağız. Masaya ilişenler arasında olmayacağız" dedi.
Davutoğlu, Forum
İstanbul 2010’un
ikinci gününde, "Türkiye: Yeni global dönüşümde köprü mü yoksa bölgesel
oyun kurucu bir merkez mi?" başlıklı oturumun açılış konuşmasını yaptı.
Türkiye’nin dış politikasını katılımcılara anlatan Davutoğlu,
uluslararası dış politikayı büyük bir nehre, bölgesel ve ulusal
politikaları da bu büyük nehre bağlanan küçük ırmaklara benzetti. Küçük
ırmaklarda yaşanan dalgalanma ve değişimlerin büyük nehri de
etkilediğini belirten Davutoğlu, Türkiye’nin de kendisine, "Sadece akışa
uyum göstererek akan bir aktör mü olacak, yoksa o debiyi etkileyen,
yönlendiren nehrin nereye gideceğini şekillendiren uluslararası bir
aktör mü olacak" sorusunu sorması gerektiğine dikkat çekti. Türkiye’ye
biçilen kültürler arası köprü kavramının iyi niyetli ancak yeterli
olmadığına işaret eden Davutoğlu, şu anda dünyada küresel bir siyasi
düzen sorunu yaşandığını, Birleşmiş Milletler,
Avrupa Birliği
gibi kurumların kendisini yeniden reforme etmesi ihtiyacı olduğunu
söyledi.
-BÖLGEDEKİ HERŞEYDEN SORUMLU OLACAĞIZ-
Yeni düzenin daha
katılımcı olması gerektiğine dikkat çeken Bakan Davutoğlu, aksi takdirde
dünyanın şu anda yaşadığı sorunlara çare bulamayacağını dile getirerek,
"Eskiden olduğu gibi belli aktörler bir araya gelip karar vererek,
diğerlerinin onları takip etmesini mi bekleyecekler yoksa tüm bu
gelişmelerden etkilenen aktörlerin bu gelişmelere etki edebilme hakkını
kabul mü edecekler" diye sordu.
Türkiye’nin tarihi ve coğrafi konumu sebebiyle hem Asyalı, hem Avrupalı,
hem Afrikalı, Ortadoğulu, Akdenizli, Karadenizli, Kafkas ve Balkan
olduğundan bahseden Bakan Davutoğlu, ülkenin bütün bu havzadaki her
şeyden de sorumlu olduğunun altını çizdi. "Her olayın içinde olacağız"
diyen Davutoğlu, "Gücümüz yeter ya da yetmez her krizi engellemeye
çalışacağız. Barışı tehdit eden her çalışmayı durdurmaya çalışacağız.
Her
çatışma
potansiyelini gidermeye çalışacağız. Türkiye’nin yeni bölgesel düzen
politikası budur. Bu bölgelerde düzen nasıl kurulacaksa o şekilde
kurmaya gayret edeceğiz. Kurucuların arasında olacağız. Masaya
oturulacaksa, masaya oturanlar, kuranlar arasında olacağız. Masaya
ilişenler arasında olmayacağız. Bunu bu gün daha bir özgüvenle söylemek
ihtiyacıyla karşı karşıyayız" şeklinde konuştu.
-İRAN’LA
İLGİLİ BİR SORUN BİZİ ETKİLİYORSA, SÖZ HAKKINA SAHİBİZ"-
Konuşmasında
Türkiye ve İran arasındaki ilişkilere de değinen Davutoğlu, "Diyoruz ki
İran ile ilgili ya da bölgemizle ilgili her sorun bizi etkiliyorsa, bu
sorunda söz söyleme hakkına sahibiz. Sonuçlarına katlandığımız
süreçlerin akışlarına da katılma hakkımız vardır. Herhangi bir şekilde
şu veya bu kararın alınıp bizim de bu kararı sıradan uygulayıcıları
konumunda görülmemiz mümkün değil" diye konuştu.
Türkiye’nin bu durumu sadece İran’da yaşamadığını, bölgesel krizlerin
küresel krizlere dönüştüğünün en bariz örneğinin
Gürcistan
krizi sırasında ortaya çıktığını hatırlatan Davutoğlu, Gürcistan-Osetya
arasında başlayan krizin, bir anda Gürcistan
Abhazya,
Gürcistan-Rusya,
Rusya-Amerika
ve Rusya-NATO
arasında bir krize dönüştüğünü hatırlattı. Yaşanan bu krizlerden en
fazla etkilenin ülkenin yine Türkiye olduğunun altını çizen Davutoğlu,
Türkiye’nin tüm bu krizleri çözme noktasında da yetki sahibi olduğunu ve
gereken tüm girişimlerde bulunduğunu söyledi.
-TÜRKİYE’NİN ÜYELİĞİNİN ÖNÜNÜ AÇMALIDIR"-
AB’nin Lizbon
anlaşmasıyla yeni bir tabloya kavuştuğunu ve kendisini bu uluslararası
dönüşümün içinde bir yere konumlandırması gerektiğini belirten
Davutoğlu, şunları söyledi:
"En kritik soru da şu: Küresel dönüşümün lokomotif gücü mü olacak
Avrupa, 19 ? 20.yüzyıl başlarında olduğu gibi İngiliz ve Fransız sömürge
sistemleri içinde belirleyici bir güç mü olacak? Yoksa 2. dünya savaşı
sonrasındaki etkisini kaybetme refleksi yaşadığı yani AB ve Sovyetler
Birliği arasında gücünü kaybeden Avrupa realitesini aşamayacak mıyız?’
Eğer kültür halkalarıyla buluşma, onlarla kültürel sentez, karışım
oluşturabilen bir Avrupa mı? Yoksa tek din, tek etnisiteli mümkünse ve
tek kültürlü bir Avrupa içinde gittikçe
kendi
içine dönerek yalnızlaştırdığı bir Avrupa Birliği mi? Avrupa Birliği’nin
Türkiye’yi kabul edip etmeme süreci Türkiye kadar AB’nin kaderini de
belirleyecek bir süreçtir."
-AB BU BÖLGELERDE ETKİLİ
OLAMAYACAKSA KÜRESEL AKTÖR OLMAYI UNUTSUN-
Türkiye’nin yeni bölgesel düzen kurma politikasıyla
Avrupa Birliği’nin çatışır durumda olmadığını belirten Bakan Davutoğlu,
"Avrupa bu bölgelerde etkili olamayacaksa küresel aktör olmayı unutsun.
Etkili olacaksa Türkiye’nin düzen kurucu rolünü kendisine bir değer
olarak önemli hazine olarak alsın ve bizim de bir an önce vakit
geçirmeden üyeliğimizin önünü açsın. AB Güney
Kıbrıs’ın
kaprisleri mi? Yoksa Türkiye’nin önerileri mi sorusunu kendine sormak
durumunda" dedi. Türkiye’nin de AB’yi hak edecek şekilde iç düzenini
reforme etmesi gerektiğini belirten Davutoğlu, "Biz bu
ev
ödevleri yapmakla yükümlüyüz. Bu Avrupa için değil, kendi iç düzenimiz
için gereklidir" dedi.
|