|
|

Şimşek: 'Vatandaşımızı rahatlatacak adımlar atacağız'
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Önümüzdeki dönemlerde gerek
telekomünikasyon gerek akaryakıt ürünlerinde olsun önceliklendirerek ya
da vergi tabanını genişlettiğimiz ölçüde vatandaşımızı rahatlatacak
adımlar atarız, ama bugün itibariyle böyle bir imkanımız yok" dedi.
Bakan Şimşek, Kanal 7’de katıldığı bir televizyon programında, bütçe
hazırlama süreci, hükümetin yolsuzlukla mücadelesi ve akaryakıt
fiyatlarını değerlendirdi.
İktidara geldiklerinde Türkiye’de kurumlar vergisinin yüzde 33 olduğunu,
şirketlerin dünyayla rekabet etmesi için hükümetin bunu yüzde 20’ye
indirdiğini belirten Şimşek, gelir vergisinde ise en düşük ücreti alanın
bile yüzde 20 vergi verdiğini, en yüksek ücretliden de yüzde 45 vergi
alındığını hatırlattı.
Hükümetin ise gelir vergisindeki yüzde 20’lik oranı yüzde 15’e, yüzde
45’i de yüzde 35’e düşürdüğüne işaret eden Şimşek, Türkiye’nin gelir
vergisi ve kurumlar vergisinde OECD ülkeleri arasında en düşük ülkeler
arasında yer aldığını vurguladı.
Bakan Şimşek, eğitim, sağlık, tekstil ve turizm gibi bir çok sektörde
KDV oranını yüzde 18’den yüzde 8’e indirdiklerine işaret ederek,
Türkiye’de ortalama KDV’nin yüzde 14,4 olduğunu, yüzde 18 olmadığını
belirtti. Bunların rekabet gücü için çok önemli şeyler olduğunu ifade
eden Şimşek, "İktidara geldiğimizde istihdam üzerindeki vergi yükü yüzde
42,5 civarındaydı. Biz onu indirdik yüzde 36’ya. İşveren sigorta
pirimini yüzde 19,5’tan yüzde 14’e indirdik. Bütün bunların amacı
Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırmak, yatırımları Türkiye’ye
çekmek, Türkiye’de istihdam yaratmak. Vatandaşımıza iş ve aş üretmek"
dedi.
Maliye Bakanı Şimşek, vergi tabanını genişlettiklerini kaydederek, bu
konuda başarılı oldukları ölçüde çok aşırı yüksek olan bazı dolaylı
vergileri de önümüzdeki yıllarda değerlendireceklerini ifade etti.
İnternet üzerinden alınan verginin yüzde 15’ten yüzde 5’e indirildiğini
belirten Şimşek, AK Parti döneminde akaryakıt dahil olmak üzere oransal
bazda hemen hemen bütün vergilerde indirim sağlandığını vurgulayarak
sözlerini şöyle sürdürdü: "Enflasyonla güncelleme dışında, ne yeni vergi
getirdik, ne vergi oranlarını artırdık ne de vergileri artırdık.
Akaryakıttaki vergi yükü nispeten yüksek fakat bu tamamen ithal
ettiğimiz bir ürün. Cari açık boyutu var, çevre ve gelir boyutu var.
Önümüzdeki dönemlerde gerek telekomünikasyon gerek akaryakıt ürünlerde
olsun önceliklendirerek ya da vergi tabanını genişlettiğimiz ölçüde
vatandaşımızı rahatlatacak adımlar atarız ama bugün itibariyle böyle bir
imkanımız yok.
2011 yılında akaryakıt üzerindeki vergileri enflasyonla güncellemedik.
Sıfır artış var. Dağıtım şirketlerin kar payı EPDK’nın konusu ve bu
konuda adım atabilir. Türkiye’de dağıtım şirketlerinin kar payı niçin
uluslararası düzeyin çok üzerinde olsun. Bunun anlamlı bir gerekçesi
yok. Bunların hepsinin irdelenmesi lazım."
-"KRİZİN YARALARINI SARDIK"-
"Küresel
kriz yeniden tetiklenebilir mi? Türkiye krizden çıktı mı?"
sorusu üzerine Şimşek, Türkiye’nin kriz sonrası döneminin
büyük bir başarı hikayesi olduğunu söyledi.
Türkiye’nin dünyada büyümede, istihdam yaratmada, kredi notu
artışında, risk priminin azalmasında en üst sıralarda
bulunduğunu belirten Şimşek, "Gayri Safi Yurt İçi Hasılamız
kriz öncesi dönemin üstüne çıktı bile. Bırakın krizden
çıkmayı biz krizin yaralarını sardık. İkinci çeyrek
itibariyle 2008’i yakalamıştık, şimdi üçüncü çeyrek
itibariyle çok ötesine gittik. Türkiye makro ekonomik
performans olarak çok ilerde" diye konuştu.
Şimşek, İngiltere’de öğrencilerin üniversite harçlarının 3
kat artırıldı, 9 bin sterline çıkarıldığını, Avrupa’nın
hemen bütün ülkelerinde emeklilik yaşlarının artırıldığını,
maaşların kesildiğini, dondurulduğunu, memurların işten
çıkarıldığını, Türkiye’nin ise ihtiyacı olan polisi,
öğretmeni, doktoru fazlasıyla aldığını, emeklilerin,
memurların maaşlarının artırıldığını, Türkiye’nin çok iyi
durumda olduğunu söyledi.
Küresel ölçekte yeni bir kriz beklemediğini vurgulayan
Şimşek, dünya ekonomisinin güçlü bir toparlanma sürecinde
olduğunu, bunun bölgeden bölgeye, ülkeden ülkeye
farklılıklar gösterdiğini anlattı.
Türkiye, Rusya, Çin, Hindistan, Brezilya’nın, gelişmekte
olan ülkelerin iyi durumda olduğunu ifade eden Şimşek,
gelişmiş ülkelerin durumunun sıkıntılı olduğunu, AB’nin de o
sıkıntılardan geçtiğini kaydetti.
-"DEVLETİN BORÇLARI ARTMADI, AZALDI"-
Borçlar
konusunda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun "17
yılda yapılan borçlanmanın 1,7 katını AK Parti hükümeti 8
yılda gerçekleştirdi. Bu kadar borçlanacaksınız, 33 milyar
dolar özelleştirmeden para alacaksınız. Bu para nereye
gitti?" sözlerinin hatırlatılması üzerine Şimşek, "Devletin
borçları artmadı, azaldı. Rakamlar ortada" dedi.
"Yanlış bir rakam mı?" sorusu üzerine Şimşek, "Yanlış bir
rakam tabi.
Koç’un, Sabancı’nın veya bir başkasının borcunu devletle
niye ilişkilendiriyorsunuz? Şirketini büyütmüş, borç almış,
değerini yükseltmiş. O borcu da devletin hanesine yazmaya
çalışıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, hazinenin iç ve
dış borcunun milli gelire oranı nedir? 2002 yılında yüzde
74’tür.
Geldik 2010 yılına. Son 60 yılın en büyük küresel krizine
rağmen bu sene hazinenin öngörüsü yüzde 42, yani yüzde 40
civarında" diye konuştu.
Türkiye’nin kamu borcunun milli gelire oranla düştüğünü
belirten Şimşek, bunu bir örnekle açıkladı. Şimşek, "2002
yılında Türkiye bütün milli gelirinin yüzde 14,8’i kadar bir
faiz ödüyordu. Devlet bütçesinden faize ayırdığı para milli
gelirin yüzde 14,8’i idi, vergi gelirlerinin de yüzde
86’sıydı. Devlet 2002 yılında 100 liralık vergi topluyordu.
86 lira faiz ödüyordu. Geriye kalan 14 lirayla ne
yapacaksınız? Bugün Türkiye milli gelire oran olarak faiz
giderini yüzde 5’in altına düşürdü ve vergilere oran olarak
yüzde 24’lere kadar düşürdü.
Bizim iç ve dış borç için verdiğimiz faiz yükü 1992’den beri
en düşük düzeyde" dedi.
Şimşek, 2002 yılında milli gelirin yüzde 15’ine yakınının
faiz ödemesine gittiğini, faiz aynı seviyede devam etseydi
2011 yılı bütçesinde milli gelirin yüzde 14,8’i kadar yani
179 milyar lira faiz ödemek gerektiğini, ancak 2011 yılında
öngördükleri faizin 47,5 milyar lira olduğunu anlattı.
Bakan Şimşek, muhalefetin borç konusunda tamamen uydurma
rakamlarla, vatandaşın aklını karıştırmaya yönelik çabalar
içinde olduğunu söyledi.
-SEÇİM EKONOMİSİ-
Maliye
Bakanı Mehmet Şimşek, seçim ekonomisi tartışmalarının
sorulması üzerine ise "Seçim bütçesi mi? diye baktığınız
zaman, açık azalıyor mu azalıyor.
Dolayısıyla bu seçim bütçesi değil" dedi.
2009 yılı hariç bütün AK Parti hükümetleri döneminde bütçe
hedeflerinin tutturulduğuna dikkat çekerek, bunun Türkiye
Cumhuriyeti tarihinde bir istisna olduğunu vurguladı. Bütün
kötülüklerin anasının bütçe açıkları olduğunu söyleyen
Şimşek, bütçe açığının ülkeleri yıkıma götürdüğünü kaydetti.
Kriz öncesi bütçe açıklarını neredeyse sıfıra kadar
indirdiklerini ifade eden Şimşek, 2010 yılında bütçe açığını
hedef olarak milli gelirin yüzde 4,9’u olarak
belirlediklerini, ancak bu sene açığın yüzde 4’ün altında
olacağını bildirdi. Şimşek, bu yıl ekstradan ulaştırma,
milli eğitim ve araştırma geliştirmeye de 11 milyar lira
para verdiklerinin altını çizerek, "Bunu vermeseydik bütçe
açığı milli gelirin yüzde 3’ünün altına düşecekti. Avrupa’da
böyle bir ülke yok" diye konuştu.
Şimşek, 2011’de bütçe açığının milli gelire oranını yüzde
2,8’e indireceğiz dediklerini belirterek, bu sene için 50
milyar lira öngördükleri daha sonra 44 milyar lira olarak
revize ettikleri ve daha da az çıkacak olan bütçe açığını
2011 için 33 milyar lira öngördüklerini hatırlattı. Şimşek,
şöyle devam etti: "Bütçe açığını azaltıyor muyuz
azaltıyoruz. Peki o zaman nereden çıkıyor bu seçim bütçesi
tartışması, efendim sosyal yardımlar... Tabii ki ihtiyaç
duyulan yatırımları ülkemizin dört bir yanına götüreceğiz.
Aynı zamanda sosyal devlet niteliğini de koruyacağız. Mali
disiplini de elden bırakmayacağız. Gelecek sene Maastricht
kriterini tutturacak çok nadir Avrupa ülkelerinden bir
tanesi olacağız." Yabancı yatırım girişlerinin sorulması
üzerine de bakan Şimşek, kriz nedeniyle küresel yatırımlarda
bir azalma olduğunu, ama son dönemlerde tekrar bir
hareketlenme olduğunu söyledi.
"Ben inanıyorum, Türkiye cazip, Türkiye’nin geleceği çok
parlak" diyen Şimşek, Türkiye’nin ekonomik performansı,
siyasi istikrarı ve yapılan reformlarla önümüzdeki yıllarda
dünya ekonomisinden, dünya ihracatından, dünya üretiminden
daha fazla pay alacağını ve bunun da kısmen yerli, kısmen de
küresel yatırımcıların katkılarıyla olacağını kaydetti.
|