|
|

Bakan Arınç: Muhafazakar değerlere sahibiz
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, muhafazakar değerlere
sahip olduklarını belirterek, ''Toplumun gelişmesi var, toplumda farklı
düşünceler var, onların da haklarını vermemiz gerekir'' dedi. Özgürlük
alanlarını, demokrasi içerisine oturtmak gerektiğini ifade eden Arınç,
''Burada televizyonlarda filmler de olacak, içki içenler de olacak,
onlara saygı göstereceğiz, ama o saygı göstermek, bizim çocuklarımızı,
ailemizi, şahsımızı eritecek, hasta edecek, bozacak ölçülere kesinlikle
varmamalı'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, Kanal D'de yayınlanan 32.
Gün programında, Mehmet Ali Birand'ın gündeme ilişkin sorularını
yanıtladı.
Programda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Yemen ziyaretine bazı
bakanların, milletvekillerin ve 100'den fazla iş adamının katıldığını
bildiren Arınç, Türkiye ve Yemen arasındaki vizelerin kaldırıldığı,
10'dan fazla anlaşmanın imzalandığını, iş adamlarının önemli iş
sözleşmeleri yaptığını söyledi.
Birand'ın, ''Türkiye'de muhafazakar ve dindar değerlerin daha mı çok ön
plana olacak'' şeklindeki sorusuna Arınç, muhafazakarlığın, muhafazakar
düşüncenin, halkın ortak değerlerinin güçlü olmasının, Türkiye için
şaşırtıcı olmadığını, AK Parti'nin de siyasi kimliğinin muhafazakar
demokrat bir parti olduğunu belirterek cevap verdi.
Bu kimliği bilerek, özümseyerek aldıklarını, muhafazakarlığın aile,
ahlak ve inanç gibi değerlere bağlı olmayı ifade ettiğini, ancak
tutuculuk, statükoculuk anlamında muhafazakarlık olmadığını kaydeden
Arınç, muhafazakarlığın halkın geçmişten bu yana inanarak, yaşayarak
sürdürdüğü bir olgu olduğunu ifade etti.
Muhafazakar değerlerin sosyal demokrat partililerde de bulunduğunu, CHP
Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun birçok konuşmasında
muhafazakarlığın bulunduğunu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BDP
Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın da kendi açılarından muhafazakar
düşünceleri canlı bir şekilde yaşattığını belirten Bülent Arınç, AK
Parti döneminde Türkiye'de sağlıklı bir dönüşüm yaşandığını, bunda AB
sürecinin, toplumda ayrımcılıkların ortadan kalkması, ifade özgürlüğünün
güçlendirilmesi, ceza yasalarında esneklik ve yoruma daha uygun bir
yapılanmaya yönelik çalışmaların da etkisi olduğunu vurguladı.
Arınç, 1998 yılında ABD'ye ilk kez gittiğinde, ABD'lilerin aileye,
eşlere sadakate, çocuğa ve din unsuruna önem verdiklerini gördüğünü,
Meclis Başkanı olduğu dönemde Turgut Özal'ın ölüm yıl dönümünde yaptığı
konuşmada, Özal'ın cenazesinde ''sivil, dindar, demokrat cumhurbaşkanı''
yazılı pankarta atıfta bulunarak, bir konuşma yaptığını ifade etti.
Arınç, Özal'a duyulan sevginin temelinde onun sivil, halkla birlikte,
demokrat, özgürlükçü, dindar ve inançlı olmasının yattığını söyledi.
ABD ve AB'de dindarlığın kişinin inancını samimiyetle yaşaması olarak
algılandığını bildiren Arınç, ''Muhafazakar değerlerin Türkiye'de dün
yoktu da bugün varmış gibi ortaya çıkarılması, bunun üzerinden Türkiye
Malezya mı, İran mı oluyor, Türkiye Ortadoğu'ya mı benziyor, eksen mi
kaydı tartışmalarının yapılması doğru değil'' dedi.
-''DIŞARIYA MESAJ VERME KAYGISI VAR''-
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, Türkiye'de olayların
büyütülerek, dışarıya mesaj verme kaygısı bulunduğunu belirterek, şöyle
devam etti:
''Türkiye rayından çıktı, Batı yörüngesinden çıktı, başka yere gidiyor
mesajı verilmek isteniyor. 'Ey AB uyuma, AK Parti'nin iktidarında
Türkiye bu hale geliyor' demeye çalışıyorlar. İç kamuoyunda da AK Parti
iktidarının yıpratılmaya çalışılıyor. Üsküdar sahilinde her gün
toplanarak içki içen ve belli bir uygulamayı protesto eden bir topluluk
vardı. Onlardan biri de daha sonra rahmetli oldu, bir gazetede yazardı.
Hayattaki tek eylemi sahile gidip orada içkisini yudumlamak ve AK Parti
iktidarı bak ben bunu rahatlıkla yapabiliyorum demekti. Bu örnekleri çok
fazla büyüterek, günlük hayatı bunlarla meşgul etmek belki birilerinin
işine gelebilir, ama seçim zamanında biz bunu yıpratmıştık gene de
kazandı diyecekler. Halk kendi hayatında bütün bunları çok önemsiz bir
yere koyuyor. Özel hayata kesinlikle karışmayız, bu saygı duyulacak bir
şey. Her kesimin belli dayatmaları söz konusu olabilir. Bu muhafazakar
kesim için de vardır, ama bütün bunları hayatın her alanına yaymak, her
yerde bir büyük baskı varmış, bu baskıyı herkes hissediyormuş şekline
getirmemek lazım. Meseleyi artık içki şişesinden alıp başka yerlere de
götürmek lazım.''
AK Parti'nin ilkelerinin Türkiye'ye zararlı olmadığını, ekonomik
başarıların bulunduğunu, Türkiye'nin 2002 ile 2010 arasında her şeyi
mukayese edildiğinde çok iyi bir noktaya geldiğinin görüleceğini ifade
eden Bülent Arınç, son 10 yıl içerisinde Türkiye'nin çok büyük
başarılara imza attığını söyledi.
Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü kazanmasının, sporda yaşanan
başarıların, Eurovizyon'da alınan derecelerin, sanat, ticaret, kültür
hayatında Türkiye'nin çok iyi bir gelişme içerisinde olmasının izah
edilmesi gerektiğine işaret eden Arınç, ''Bunlar neden geçmiş dönemlerde
değil de bu dönem yaşanıyor, izah edilmeli'' diye konuştu.
-''MUHAFAZAKAR KESİM BİZDEN ŞİKAYETÇİ''-
Muhafazakar kesimlerin kendilerinden şikayetçi olduğunu ifade eden Bakan
Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Anayasa, gençliği ve aileyi koruyacaksın diyor. Ailenin ve gençliğini
korunmasına ihtiyaç var, ben bunu söylerken hükümette bulunan bir
kişinin mesuliyetiyle düşünmem gerekir. Sokaktaki vatandaş, bana 'Ey
hükümet, AK Parti, uyuşturucuya başlama yaşı 11'lere kadar indi,
liselerin önünde bunun alım, satımı var, alkol kullanma yaşı 9'a kadar
indi, çocuklarımızı kaybediyoruz. Aile değerleri altüst ediliyor,
nikahsız birliktelikler teşvik ediliyor. Ne duruyorsun, bu kadar köprü
yaptın, süratli trenler yaptın, barajlar yapıyorsun, aile elden gidiyor,
çocuklarımız elden gidiyor. Nedir bu televizyonlardaki rezalet' diyor.
Halk bizi sevdiği için bize güvendiği için söylüyor.
Biz de onlara durun bakalım diyoruz.
Her
şeyin bir ölçüsü var. Evet muhafazakar değerlere sahibiz ama toplunun
gelişmesi var, toplumda farklı düşünceler var, onların da haklarını
vermemiz gerekir. Biz bu toplumda birlikte yaşayacağız, birlikte
Türkiye'yiz diyoruz. Özgürlük alanlarını, demokrasi içerisine oturtmamız
gerekir, bu televizyonlarda filmlerde olacak, içki içenler de olacak,
onlara saygı göstereceğiz. Ama o saygı göstermek bizim çocuklarımızı,
ailemizi, şahsımızı eritecek, hasta edecek, bozacak ölçülere kesinlikle
varmamalı.''
Gündemdeki konunun içki yasağı olup olmadığının sorulması üzerine Arınç,
yapılan uygulamanın içki yasağı olmadığını belirtti.
Bakan Arınç, son günlerde içki yasağı şeklinde gündeme getirilen konuya
ilişkin Tütün ve Alkollü İçkiler Piyasası'nın yaptığı açıklamanın konuyu
açıklığa kavuşturduğunu kaydetti.
Yapılan işlemin, özel hayata müdahale noktasında olmadığını bildiren
Bülent Arınç, işlemin gençlerin alkollü içeceklere ulaşmasının
zorlaştırılması olarak algılanması gerektiğini söyledi.
|