|
|

Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na: Ergenekon'a üye olmak istiyorsan...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Nerede Ergenekon örgütü, bulun üye
olacağım' diyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na cevap verdi. Erdoğan,
"Danıştay'ın ikinci dairesine git, orada aradığın örgütün izini
bulursun." dedi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda
yaptığı konuşmada, Ergenekon'a üye olacağını söyleyen CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu'na sert eleştiriler yöneltti.
Bağdat, Basra, Şam, Beyrut, Kabil, Gazze, Priştine, Brüksel, ve Paris'in
sokaklarında kendilerinin sorulmasını isteyen Erdoğan, "Orada size bizi
ne güzel şekilde anlatacaklar. Bağdat'ın sokaklarından Türkiye'den
geliyorum dediğinizde inanın boynunuza sarılacak. Beyrut'te Türk
olduğunuz söylediğinizde yüreklerinize misafir edecekler. Şam'da
Türkiyeli olduğunuzu söylediğinizde inanın ellerini göğe açıp sizin için
hayır duası edecekler." diye konuştu.
"Sizin elinizde üye kayıt fişi Ergenekon örgütü aramayı bırakın da gidip
yurtdışında Türkiye'nin itibarini görün, yaşayın." diyen Erdoğan şöyle
devam etti: "Şuna bak ya. Türkiye'nin kanını emen, enerjisi tüketen bir
örgüte üye olmak istediğini pervasızca söylüyor. Ardından utanmadan
sıkılmadan yüzü kızarmadan partimizi de sivil diktatörlükle, baskıyla,
korku siyaset ile itham ediyor. Danıştay'ın ikinci dairesine git orada
aradığın örgütün izini bulursun, orada.
'Nere
gösterin bana' diyor. Git, Danıştay ikinci dairesine orada gör. Yeri
orada. Diyarbakır'ın karanlık sokaklarına git, bir gece vakti ensesine
kurşun sıkılanların izinde aradığını bulursun. Çorum'a, Sivas'a,
Kahramanmaraş'a, Gazi Mahallesi'ne git. Kanlı 1 Mayıs'ın yaşandığı
Taksim Meydanı'na git, oralarda aradığının izlerini bulursun. Orada
onların zaten üye kayıt büroları var, orada seni kayıt ederler. Hiç
birisini yapamıyorsan Dersim'e git. Benim oradaki kardeşlerime, oradaki
akrabalarına sor, onlar sana anlatırlar. Eski genel başkan avukattı;
yaptığı yeterli olmadı, yeni genel başkan işi üyeliğe kadar götürdü.
Anamuhalefet partisi genel başkanının bir örgüte üye olması karşısında 'vatana
millete hayırlı olsun' diyemiyorum. 'Çetelerle, mafyaya, karanlık suç
örgütlerine hayırlı olsun' diyorum."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'yi
tanımaz, bilmez, ne nedir? Hangi yasa var? Hiç haberi olmaz orada hemen
bir tuzağa, tezgaha gelir, kalkar açıklama yapar. Dur ya önce bir
araştır, sor nedir yargı burada ne yapacak? Hangi neticeye varacak bunu
bir öğren, işte buna acemi elçilik denir'' dedi.
Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde, ''Genişletilmiş İl Başkanları
Toplantısında'' yaptığı konuşmada şunları kaydetti:
''Acaba Anayasa'da, anayasalarda medya patronlarının, medya
mensuplarının dokulmaz olduğuna dair bir hüküm var da bizim bundan
haberimiz mi yok?
Medya kuruluşları
her şeyden muaf mıdır, vergiden, her türlü suçtan muaf mıdır, onlar
sorgulanamaz mı, yargılanamaz mı? Maalesef bu yaygaraya hiç üzerine
vazife olmadığı halde hariçten birileri de inanıyor ve görüş bildiriyor.
Türkiye'yi tanımaz, bilmez. Ne nedir? Hangi yasa var? Hiç haberi olmaz.
Orada hemen bir tuzağa, tezgaha gelir, kalkar açıklama yapar. Dur ya
önce bir araştır, sor nedir, yargı burada ne yapacak, hangi neticeye
varacak bunu bir öğren, işte buna acemi elçilik denir.''
***
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP, MHP ve
BDP'nin ortak bir söylemle, arkalarına bazı destekçilerini de alarak,
Türkiye sanki bir korku tünelindeymiş, bir korku imparatorluğu
kuruluyormuş gibi koro halinde kampanya yürüttüklerini belirterek,
''Tamamen yargı tasarrufundaki bazı olaylardan yola çıkarak sanki
Türkiye'de haklar, özgürlükler, demokrasi, tehdit ve tehlike altındaymış
gibi bir atmosfer oluşturmaya, bununla da kendi kitlelerini güya
korkutmaya çalışıyorlar. Zira kendi ayaklarının altındaki kilimlerin de
kayacağından endişe ediyorlar'' dedi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde, Genişletilmiş İl
Başkanları Toplantısı'nda konuştu.
Genel seçimlere 4 aydan kısa bir süre kaldığını anımsatan Erdoğan, AK
Parti'nin hizmet siyaseti üzerine kurulduğunu, millete, ülkeye hizmet
etme gayretinde olduğunu vurguladı.
14 Ağustos 2001'de AK Parti'yi kurarken, siyaseti temize çekeceklerini,
siyasette temiz bir sayfa açacaklarını, siyasetin dilini, üslubunu
değiştirirken, Türkiye'ye hizmet siyasetini egemen kılacaklarını ifade
ettiklerini anlatan Erdoğan, yalanla, tutarsızlıkla bir arada anılan
siyaset kurumunu, milletin nezdinde yeniden güvenilir bir kurum haline
getirecekleri sözünü verdiklerini ifade etti.
''Hamd olsun 9,5 yıl boyunca verdiğimiz sözleri tuttuk ve tutuyoruz''
diyen Erdoğan, bu konuda mahcup olmadıklarını ve olmamak için de azami
gayretle çalıştıklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İktidarda bulunduğumuz 8 yıl boyunca milletimize ve ülkemize hizmet
yarışında muhalefet partileri bizimle rekabet edemediler. Hizmet
üretmede, eser üretmede, ortaya proje koymada, Türkiye'ye itibar, vizyon
kazandırmada bizimle yarışamadılar. Yapıcı bir vizyona dayalı muhalefet
sergileyemediler. Hizmet siyasetinde bizimle rekabet edemeyenler
maalesef 8 yılı aşkın süre boyunca belden aşağı vurarak, çamur atarak,
iftira atarak, milleti korkutarak, tehdit ederek bu yarışta öne
çıkacaklarını zannettiler. Türkiye'ye ilişkin tek bir proje, Türkiye'nin
geleceğine ilişkin tek plan, Türkiye'yi büyütmeye, aziz milletimizi
refaha ulaştırmaya yönelik bir tek hedef ortaya koyamadılar. Ortaya
herhangi bir vizyon koyamayanlar, centilmenlik dışı hareketlerden medet
umdular. Biz milletle işbirliği yaparken onlar gittiler çetelerle
işbirliği yaptılar. Biz bu yolda milletimizle yürürken onlar gittiler
karanlık güç odaklarıyla, mafyayla kol kola yürüdüler. Biz Türkiye'yi
büyütmenin mücadelesini verirken, onlar Türkiye'nin paçasından tutup
aşağı çekmenin mücadelesi içinde oldular. Biz yurt içinde yurt dışında
Türkiye'ye güç, itibar kazandırırken, onlar demokrasi dışı, hukuk dışı
yollardan halkın iktidarını yıpratmanın, demokrasiyi törpülemenin
gayreti içinde oldular. Bizimle hizmette yarışamayanlar, rekabet
edemeyenler, 8 yıl boyunca kaos üreterek, kargaşa üreterek, yalan,
iftira, çamur üreterek milli iradeye yön çizeceklerini zannettiler.''
-''AMAÇ GERİLİMİ ARTIRARAK HÜKÜMETİ ZOR DURUMDA BIRAKMAK''-
Erdoğan, genel seçimlere seçime 4 ay kala PKK terör örgütü ve onun
uzantılarının her seçim öncesinde olduğu gibi yine taşeronluğu
üstlendiklerini, son günlerde sokakları savaş alanına çevirme gayretleri
bulunduğunu söyledi.
Arabaları kundaklayan, masum öğrencileri istismar eden, belediye
otobüslerine saldırıların, terör örgütünün seçim sürecini etkilemeye
yönelik eylemleri olduğunu vurgulayan Erdoğan, bunların Türkiye'ye
siyaseti dizayn etmeye yönelik eylemler olduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Zaten bunların belli tarihleri var, o tarihleri, o günleri ne yapıp,
edip allayıp pullayıp kendilerine göre güya anma törenleri adları
altında, ne yazık ki nasıl anma ise, yaralamalarla, ölümlerle vesaire bu
süreçleri doldururlar. Çünkü terör örgütünün bu eylemlerle varabileceği
başka bir hedefi yok. Amaç gerilimi artırarak hükümeti zor durumda
bırakmaktır. Türkiye'de her seçim öncesinde terör örgütü bu şekilde
taşeronluk üstlenmiştir. Gerilimden nemalanmaya çalışmıştır. Türkiye'de
iç siyaseti yönlendirmek, şekillendirmek, milleti korkutarak iktidarı
yıpratmak amacıyla her seçim öncesinde terör örgütü ihale üstlenmiştir.
Son günlerde ortaya konulan eylemler Türkiye'nin ulaştığı konumdan
rahatsızlık duyan ulusal ve uluslararası düzeydeki karanlık odaklarla
ülke içindeki o malum çetelerle işbirliği içinde sahnelenmektedir. Bugün
artık Kandil'deki terör örgütü ile kendisini iktidar ortağı gibi gören
güç odaklarının işbirliği iddianamelerle açık ve net olarak ortaya
konulmuş durumdadır.''
Vatandaşlardan sahneye konulan bu oyunu, bu çirkin ve kirli senaryoyu
anlamalarını isteyen Erdoğan, Türkiye'de on yıllardır oynanan bu kirli
oyunu milletin desteğiyle kendilerinin bozduğunu, yine milletle birlikte
bozacaklarını belirtti.
Erdoğan, ''Bu ülkede söz de karar da yetki de terör örgütlerinde,
çetelerde, mafyada, karanlık güç odaklarında değil, artık sadece ve
sadece millettedir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin, bugün artık söz
de, karar da, yetki de milletin'' dedi.
-''BU KAMPANYA, BAYAT BİR KAMPANYADIR''-
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, 8 yıldır hizmette
kendileriyle rekabet edemeyenlerin ve edemeyeceğini anlayanların ''korku
kampanyaları üzerinden kendilerine bir egemenlik alanı oluşturma
gayretine girdiklerini'' ifade ederek, şunları kaydetti:
''CHP, MHP, BDP ortak bir dil, ortak bir söylem oluşturarak, arkalarına
bazı destekçilerini, yandaşlarını da alarak, Türkiye sanki bir korku
tünelindeymiş, Türkiye'ye sanki korku hakimmiş, bir korku imparatorluğu
kuruluyormuş gibi koro halinde kampanya yürütüyorlar. Tamamen yargı
tasarrufundaki bazı olaylardan yola çıkarak sanki Türkiye'de haklar,
özgürlükler, demokrasi, tehdit ve tehlike altındaymış gibi bir atmosfer
oluşturmaya, bununla da kendi kitlelerini güya korkutmaya çalışıyorlar.
Zira kendi ayaklarının altındaki kilimlerin de kayacağından endişe
ediyorlar.''
''Bu kampanya, bayat bir kampanyadır. Bu kampanya, 1960 öncesinde merhum
Adnan Menderes ve hükümetine uygulanmış son derece sanal, gerçek dışı ve
bayat bir kampanyadır'' diyen Erdoğan, ''CHP'nin tıpkı bugün olduğu gibi
1960 öncesinde de halkı sokak sokak direnmeye çağırdığını, sokakları ve
Parlamentoyu kışkırttığını, medyayı da arkasına alarak müdahaleye zemin
hazırladığını'' söyledi.
CHP'nin o dönemde ne gibi kampanyalar yaptığını dönemin gazeteleriyle ve
belgelerle ortaya koyacağını anlatan Erdoğan, ''27 Mayıs müdahalesinin
daha ikinci gününde CHP'nin Genel Başkanı İsmet İnönü, kendisini arayan
müdahalecilere 'Büyük bir iş yaptınız, başarınıza yardımcı olmak için
asıl ben sizin emrinizdeyim' diyecek kadar müdahaleye sevinmiş, alkış
tutmuş, selam durmuştu. 1960 ve öncesinde atılan manşetleri, yapılan
yorumları CHP'nin çağrılarını alın, işte bugünkülerle şöyle bir
karşılaştırın, arada hiçbir fark göremeyeceksiniz, aynı'' şeklinde
konuştu.
***
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bizi bazı
diktatörlere benzetenlere ben soruyorum; defalarca seçime girdiniz,
defalarca kaybettiniz, defalarca partinizin oylarını düşürdünüz, ikinci,
üçüncü parti oldunuz, baraj altında kaldınız, yine de o koltuğu terk
etmediniz. Mısır'ı biz mi örnek alacağız yoksa asıl siz mi örnek
alacaksınız?'' dedi.
Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı
konuşmada, ''sivil diktatörler, korku siyaseti, sansür'' gibi
kavramların aslında bugün ortaya çıkmadığını, ''1960 ve öncesinde, 1980
ve öncesinde, 28 Şubat ve öncesinde ortaya çıkmış, gerektiği zaman
fırına sürülmüş kavramlar olduğunu'' söyledi.
''Bu yaygarayı yapanlar darbecilerin aslında işbirlikçileridir, sivil
uzantılarıdır ve amaçları da hak ve özgürlükleri geliştirmek değil,
özgürlükleri yok sayan vesayetçi anlayışı hakim kılmaktır'' diyen
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Darbe olunca alkış tutan bu jakobenler, aynı zamanda darbe öncesinde
de darbe şartlarını oluşturmak için bizatihi gayret göstermektedirler.
Darbe şakşakçılarının, darbe koşullarının oluşması için işbirlikçilik
yapan bu statüko muhafızlarının söylemlerine siz aldırmayın, benim
sevgili milletim aldanmasın. Onların özlemi ileri demokrasi değil,
vesayet rejimidir. Onların amacı özgürlükleri hakim kılmak değil,
yasakların varlığını devam ettirmektir. Onların korumaya çalıştığı
milletin iradesi değil, güç odaklarının çıkar düzenidir.''
Bundan sonra millet iradesine kastetmek isteyenlerin, AK Parti'nin boyun
eğemeyen dik duruşunu karşılarında bulacaklarını belirten Erdoğan,
''Bundan sonra darbeye tevessül etme gayreti içerisinde olanlar aziz
Türk milletini karşılarında bulurlar'' dedi.
-''KORKU SİYASETİ CHP'NİN GENLERİNE İŞLEMİŞ''-
Başbakan Erdoğan, ''CHP'nin önceki Genel Başkanı malum, irtica üzerinden
korku siyaseti takip ediyordu, şimdiki Genel Başkan da faşizm iftiraları
üzerinden aynı siyaseti takip ediyor. Korku siyaseti bu CHP'nin
genlerine işlemiştir'' diye konuştu.
Demokrasi içinde mücadele edemeyenlerin, demokrasi dışı güçlerden medet
umduklarını belirten Erdoğan, ''Bunlar seçime 4 ay kalmış olsa da
sandıktan medet umamaz. Sokağı, dağı gösterirler'' dedi.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Buradan BDP'ye açık açık soruyorum, gazeteci yazar Orhan Miroğlu'na
yönelik tehditler faşizm değil de nedir? Gazeteci yazar Mehmet Metiner'e
yönelik ortaya çıkarılan suikast planları basına, basın özgürlüğüne,
ifade özgürlüğüne aleni bir tehdit değil de nedir? Son günlerde Odatv
ile ilgili bu kadar sahip çıkma gayreti içerisinde olan yazılı ve görsel
medyanın temsilcileri niçin Mehmet Metiner, Orhan Miroğlu için kalkıp da
kaleminizi, dilinizi konuşturmuyorsunuz? Odatv'nin şu anda
yargılananları yazılarından, düşüncelerinden dolayı değil başka bir
eylemden dolayı takip altındadır ve bunu yapan yargı.''
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Sadece türkü söyleyen, acılarına ağıtlar yakan, barışın, kardeşliğin,
özgürlüğün ezgisini dünyaya duyuran, sadece ve sadece insanlık için
feryat eden bir sanatçıya, Şivan Perver'e yönelik tehditler, bizatihi
hıyanet, bizatihi ihanet, bizatihi faşizm değil de nedir? Oysa Şivan
Perver, toprağına sesleniyor, vatanına sesleniyor, kardeşlerine
sesleniyor ve diyor ki 'İnan ki seni özledim, barış güvercinine sor,
dosta ahbaba sor, hapishane duvarlarına sor, onlar sana doğruyu
söylesin. Baharın rengine sor, şu ağaçtaki güle sor, ben seni çok
özledim, inan ki seni özledim' Bu dizeleri dile getirecek kadar yüreği
yanık, toprağına vatanına, kardeşlerine bu kadar hasret içinde gönlünün
derinliklerinden 'İnan ki seni özledim' diye haykıran bir sanatçıyı
tehdit etmek, Kürtlerin, sadece Kürtlerin değil insanlığın sesini kesmek
değil de nedir? Bir yandan demokrasi diyeceksiniz, bir yandan temel hak
ve özgürlükler diyeceksiniz, bir yandan barış diyeceksiniz, bir yandan
hukuk diyeceksiniz ama öbür yandan Hakkari'de İmam Aziz Efendi'yi
öldüreceksiniz.
Batman'da yangına koşanları katledenlere, İstanbul'da Serap yavrumuzu
yakanlara sahip çıkacak, kucak açacak, bağrınıza basacaksınız. Doğu ve
Güneydoğu'da AK Parti tarafından kararlılıkla yürütülen yatırımları,
kalkınmayı, demokratikleşmeyi, özgürlükleri, açılımı görmeyecek, gidecek
çetelerle işbirliği yapacaksınız. Benim Yüksekova'da İlçe Teşkilatımı
bombalayacaksınız, Bingöl'de aynı, diğer illerde aynı. Sizin demokrasi
anlayışınız bu mu? Sizin siyasette müşterek, açık, net karşı karşıya
mücadele edelim deme anlayışınız bu mu? Yok hangi anlayışla ifade
edeceksiniz, neyle tanımlayacaksınız? On yıllar boyunca faili
meçhullerden şikayet edeceksiniz, sonra çıkıp faili meçhullerle itham
edilen çetelerle işbirliği yapacak, terör örgütünün işlediği faili
meçhullere sahip çıkacaksınız. Kusura bakmayın beyler, benim Kürt
kökenli kardeşim de Türk kardeşim de nasıl bir kirli oyunun, nasıl bir
kirli kampanyanın içinde olduğunu gayet iyi biliyor. Nasıl bir
tutarsızlık, nasıl bir samimiyetsizlik içinde olduğunuzu benim 74 milyon
vatandaşım çok iyi görüyor.''
-''DİKTATÖR GÖRMEK İSTİYORSANIZ AYNAYA BAKIN''-
Erdoğan, ''Aynı şekilde MHP, Genel Başkan başta olmak üzere partiden
mikrofon başına, kamera karşısına geçen her yönetici, ilk kelimeden son
kelimeye kadar kontrolsüz, izansız, insafsız şekilde küfrediyor.
Bakıyorsunuz Mecliste yalan yanlış, cep telefonunu kulağına takıyor,
ondan sonra güya kendisine telefon gelmiş, ekranda başka şeyler var, bak
diyor filanca yerden arıyorlar diyor, bilmem nereden arıyorlar diyor,
bunların Meclisteki çalışma anlayışı da bu. Hakaretler, tehditler,
anlayış bu, hiçbir ciddiyet yok'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bir yandan özgürlüklerin baskı altına alındığını söylüyorlar, bir
yandan korku siyaseti diyorlar, diğer yandan sistematik şekilde
hakareti, milleti, hükümeti korkutmayı bir siyaset tarzı olarak
benimsiyorlar. Bu ülkenin Başbakanına, bakanlarına, hatta ailelerine dil
uzatacaksın, bu ülkenin bürokratlarını 'burnunuzdan fitil fitil
getireceğim' diyerek külhanbeyi ağzıyla korkutacaksın, sonra da çıkıp
Hükümeti korku siyasetiyle itham edeceksin. Aynaya bakın beyler, aynaya.
Eğer diktatör görmek istiyorsanız da aynaya bakın, 'Mübarek' bir yüz
görmek istiyorsanız da yine gidin, aynaya bakın. Durum çok açık, net
ortada.
Bizi bazı diktatörlere benzetenlere ben soruyorum. Defalarca seçime
girdiniz, defalarca kaybettiniz, defalarca partinizin oylarını
düşürdünüz, ikinci, üçüncü parti oldunuz, baraj altında kaldınız, yine
de o koltuğu terk etmediniz. Mısır'ı biz mi örnek alacağız yoksa asıl
siz mi örnek alacaksınız? Yapıştınız kaldınız, gidemiyorsunuz. Ben her
seçim öncesinde çıktım, samimiyetle, açık yüreklilikle söyledim. 'Partim
ikinci parti olursa derhal Genel Başkanlığı bırakırım' dedim, siz bunu
söyleyemediniz. Gittiniz 8 ay sonra tekrar geldiniz. O koltuklarınızı, o
makamlarınızı bırakıp gidemediniz. Allah aşkına, Mısır'ı, Tunus'u örnek
alacak acaba ben miyim, yoksa siz misiniz? Tunus'ta, Mısır'da 30 yıldır
sıcak koltuklarından bir türlü kalkamayanlar, halkın haykırışlarıyla
nihayet kalktılar. Peki siz halkın mesajını ne zaman okuyacaksınız? Siz
ne zaman sandıklara kulak vereceksiniz? Siz acaba ne zaman, hangi
durumda o koltukları ehline teslim edeceksiniz? Ya bize teslim edin
demiyoruz, yine teşkilatınızdan gelenlere teslim edin. Ama bırakın da
hiç olmazsa tabanınız da yeni simalar görsün. Bize talkın verenler
maşallah salkımı götürüyorlar. Bizi dikta özentisiyle suçlayanlar,
maşallah kendi partilerini diktayla yönetiyorlar. Bizi korkutmakla itham
edenler, kendi kitlelerini, kendi tabanlarını korkutarak ayakta kalma
mücadelesi veriyorlar. Şimdi bakın değerli arkadaşlarım, bu malum
koronun, yani CHP, MHP ve BDP'nin, onlarla birlikte yandaşlarının son
günlerde bazı olaylardan yola çıkarak bu korku ve dikta söylemini
artırdıklarını görüyoruz.''
***
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Anamuhalefet
partisinin genel başkanının bir örgüte üye olma arzusu karşısında
vatana, millete hayırlı olsun diyemiyorum. Çetelere, mafyaya, karanlı
suç örgütlerine hayırlı olsun diyorum'' dedi.
Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı
konuşmada muhalefet partilerine yönelik eleştirilerde bulundu.
''CHP ve Genel Başkanı, artık Haziran seçimlerinden öyle zannediyorum ki
umudunu kesti. Süreci tamamen korku üzerine kurguluyor. Kendi tabanını
korkutarak buradan bir başarı elde edeceğini, bir çıkış yolu bulacağını
zannediyor'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Buradan soruyorum; Sayın Kılıçdaroğlu, sokak sokak direnme çağrısı
yapan milletvekillerinizle ilgili hangi işlemi yaptınız? CHP'nin üzerine
o kara leke öylece dururken siz ne hakla çıkıp AK Parti'yi sivil dikta
ile itham edebiliyorsunuz? Türk Silahlı Kuvvetleri'ne hakaret eden, yani
sadece kartondan kaplan demekle değil, aynı zamanda 'ABD'nin içini
oyduğu' diye ifade eden genel başkan yardımcınız ile ilgili acaba hangi
işlemi yaptınız. 'TSK ile ilgili sadece ben konuşurum, benden başka
kimse konuşamaz' derken bunu ne ile ifade edeceksiniz?''
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelttiği sorulara devam eden
Başbakan Erdoğan, CHP'nin üst düzey yetkilisi tarafından dile getirilen
müdahale özlemi karşısında defteri kapatmak dışında ne tavır alındığını
sordu. Erdoğan, durum böyle iken, hangi hakla çıkıp kendilerini korku
imparatorluğu kurmakla itham ettikleri sorusuna cevap istedi.
-''SİZ SADECE BELLİ KALIPLARDA OLAN KADINLARA MI SAYGI DUYUYORSUNUZ?''
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kardeş Arap halklarının kadınlarına en ağır şekilde hakaret eden,
ırkçılığın, ayrımcılığın en korkunç derecesine ulaşmış
milletvekillerinizle ilgili ne işlem yaptınız? Siz sadece belli kalıplar
içerisinde olan kadınlara mı saygı duyuyorsunuz? Siz kendi gönül
dünyanızdaki belli kadınlara mı saygı duyuyorsunuz? Dünyanın bir diğer
ucundaki, Afrika'daki, ne bileyim Etiyopya'da, Kenya'da, Zimbabwe'deki
kadınlar saygı duyulacak kadınlar değil mi? Onları farklı mı değerlendiriyorsunuz?
Hanımefendi dava açacakmış... Siz torna mamulü bayan mı arıyorsunuz? Biz
yaradılanı Yaradan'dan ötürü seviyoruz. Onun için bizim tüm
yaradılmışlara sevgimiz var, saygımız var. Bizim kadın kollarımız da,
bizler de asla kadın noktasında hiçbir ayrıma girmeyiz. CHP'li hanım
kardeşlerimizinde bizim indimizde yeri aynıdır, MHP'li kadın
kardeşlerimizinde aynıdır, BDP'li kadın kardeşlerimizin de aynıdır,
Arabistan'da olsa da aynıdır, Somali'de de olsa aynıdır. Hiç değişmez.
Dünyanın neresinde olursa aynıdır. Çünkü biz yaradılanlara böyle
bakıyoruz.''
-''YENİ GENEL BAŞKAN İŞİ ÜYELİĞE KADAR GÖTÜRDÜ''-
Bunları hatırlattıkları zaman Kılıçdaroğlu'nun da ''Irak, Bağdat'' dediğini
belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben de diyorum ki hodri meydan! Buradan, Ankara'dan Irak adına
konuşmayın. Eğer yüreğiniz yetiyorsa, cesaretiniz varsa gidin Bağdat'ın
sokaklarına, Basra'nın sokaklarına, Kerkük'ün, Musul'un sokaklarına,
Erbil'e git, Süleymaniye'ye git, 'AK Parti' deyin orada. Orada Türkiye
deyin, orada ay yıldızlı Türkiye bayrağını gösterin. Ondan sonra gelin
burada, Ankara'da bizi eleştirin.
Sadece Bağdat'ın, Basra'nın değil, bir zahmet Şam'ın, Amman'ın, Tahran'ın,
Beyrut'un, Kabil'in, Gazze'nin, Tiflis'in, Piriştine'nin, Brüksel'in,
Paris'in sokaklarına gidin, orada bizi sorun. Oralarda bizi en güzel
şekilde anlatacaklardır. Bağdat'ın sokaklarında 'Türkiye'den geliyorum'
dediğinizde inanın boynunuza sarılacaklar. Beyrut'ta Türk olduğunuzu
söylediğinizde sizi yüreklerine misafir edeceklerdir. Şam'da Türkiye'li
olduğunuzu söylediğinizde inanın ellerini göğe açıp sizin için hayır
duası edeceklerdir.
Siz, elinizde üye kayıt fişi Ergenekon örgütünü aramayı bırakın da gidin
yurt dışında Türkiye'nin itibarını görün, yaşayın. Şuna bak yahu...
Türkiye'nin kanını emen, enerjisini tüketen bir örgüte üye olmak istediğini
pervasızca söylüyor. Ardından utanmadan, sıkılmadan, yüzü kızarmadan
bizi, partimizi, hükümetimizi sivil diktatörlükle, baskı ile, korku
siyaseti ile itham ediyor.
Danıştay'ın 2. Dairesi'ne git orada aradığın örgütün izlerini bulursun.
'Nerede, gösterin bana gideyim üye olayım' diyor. Git Danıştay'ın 2.
Dairesi'ne orada gör. Diyarbakır'ın karanlık sokaklarına git, bir gece
vakti ensesine kurşun sıkılanların izinde aradığını bulursun. Çorum'a
git, Sivas'a git, Kahramanmaraş'a git, Gazi Mahallesi'ne git, kanlı 1
Mayıs'ın yaşandığı Taksim'e git oralarda aradığının izlerini bulursun.
Orada zaten onların üye kayıt büroları var. Hemen orada seni kaydederler.
Hiç birini yapamıyorsan Dersim'e git. Benim oradaki kardeşlerime sor,
akrabalarına sor onlar sana anlatırlar. Eski genel başkan avukattı, yeni
genel başkan işi üyeliğe kadar götürdü. Anamuhalefet partisinin genel
başkanının bir örgüte üye olma arzusu karşısında vatana, millete hayırlı
olsun diyemiyorum.
Çetelere, mafyaya,
karanlık süç örgütlerine hayırlı olsun diyorum.''
|