|
|

Kılıçdaroğlu: 12 Haziran'a az kaldı, korku toplumunu yıkacağız
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''12 Hazirana az kaldı. Korku
toplumunu yıkacağız. Herkesin özgürce düşüncelerini dile getirdiği bir
Türkiye'yi halkla beraber kuracağız'' dedi.
Kılıçdaroğlu, Düzce'deki temasları kapsamında Yığılca ilçesini ziyaret
etti. Belediye önünde toplanan kalabalığa hitap eden Kılıçdaroğlu,
vatandaşlardan CHP iktidarı için oy istedi.
''Kişilerin inançları, etnik kimliği başımın üstüne... Ben onların
dertleri için yola çıktım'' diyen Kılıçdaroğlu, ''Yeni bir CHP var,
halkla kucaklaşan, halkı bağrına basan bir CHP var, biz halkımıza böyle
bakıyoruz'' ifadelerini kullandı.
Yola çıkarken halka doğruları söyleyeceği sözünü verdiğini anımsatan
Kılıçdaroğlu, ''Doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar diye bir söz var ama
biz 10. köye de gideceğiz. Bu ülkede kime sorarsanız derdi var,
hayatından kim memnun? Malını götürenler hayatından memnun'' dedi.
Başbakan'ın bugüne kadar hiçbir konuşmasında ''işsizlik sorununu
çözeceğim'' demediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Aile sigortasından
bahsettiğimizde kaynağını soruyorlar. Türkiye'nin parası da var, kaynağı
da var. Ele gelince, yandaşa gelince, akrabaya gelince var, yoksula
gelince yok. Bu ülkenin parası var, yeter ki doğru dürüst kullanılsın''
diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, 2B arazilerini kullanan köylülere bu alanların ücretsiz
verilmesi gerektiğini de söyledi.
Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra, belediye tarafından yaptırılan kapalı
semt pazarının açılışını yaptı ve Belediye Başkanı Bünyamin Şahin ile
makamında görüştü.
İlçede esnaf ziyaretlerinde de bulunan Kılıçdaroğlu, Kaymakam Nuri
Gezici'yi de makamında ziyaret etti.
Kılıçdaroğlu, kaymakamlık binası çıkışında gazetecilerin gündeme ilişkin
sorularını yanıtladı.
-SORULAR-
Bir gazetecinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugünkü konuşmasında
''ODA TV'ciler düşüncelerinden dolayı değil, başka bir eylemden dolayı
tutuklandılar'' dediğini anımsatarak görüşünü sorması üzerine
Kılıçdaroğlu, ''Sayın savcı böyle bir açıklama yaptığına göre, bir
bildiği vardır. Biz ayrıntıları bilmiyoruz. Ayrıntıları kamuoyuna
açıklasaydı daha iyi olurdu. Belki iddianameyi de herhalde hazırlıyordur
şu anda. Onu bilmiyoruz, açıklasın görürüz'' cevabını verdi.
Kılıçdaroğlu, bir başka gazetecinin, dün yaptığı konuşmasında yasa dışı
dinlemelere ilişkin kaygılarını dile getirdiğini hatırlatarak, ''Daha
önce de 'Adalet Bakanlığına başvurdum' demiştiniz. Bugün bir açıklama
yapmışlar, 'biz görevimizi ihmal etmedik, bugüne kadar bu incelemeler
yapıldı' deniliyor'' ifadeleri üzerine, şunları söyledi:
''Adalet Bakanı'na şu soruyu sormak isterim. Benim bir gazeteci
arkadaşla yaptığım telefon konuşması, olayla hiç ilgisi olmamasına
karşın dava dosyası içerisine konuluyor. Yasaya aykırı olarak konuluyor.
Normalde onun imha edilmesi lazım. Ben Adalet Bakanı'na suç duyurusunda
bulundum. Adalet Bakanı neden gereğini yapmadı? Hangi gerekçeyle
gereğini yapmadı? Onun için onların yaptığı açıklamaların hiçbir önemi
yok, gerçek meydanda. Adalet Bakanlığının soruşturma açması gerekiyor.
Benim yaptığım telefon görüşmesi özel telefon görüşmesi. Dava
dosyalarına aykırı giriyorsa o savcı hakkında soruşturma açması gerekir.
Savcıyı koruması değil. Eğer savcıyı korursa savcı yasa dışı her işlemi
rahatlıkla yapabilir anlamına gelir ki, bu doğru değil. Bu hukuk
devletine yakışmaz.''
-''DİKTAYI KİM UYGULUYOR?''-
Kılıçdaroğlu, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin üç generalin terfi
ettirilmesine yönelik kararının hatırlatılması üzerine, yargının verdiği
kararlara herkesin saygı göstermesi gerektiğini söyledi.
Bir başka gazetecinin Başbakan'ın bugünkü konuşmasında ''Bizi dikta ile
suçlayanlar kendileri dikta yönetiyorlar'' dediğini anımsatarak,
görüşünü sorması üzerine de Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
''Bu sözü Sayın Erdoğan'ın söylemesine doğrusunu söylerseniz şaşırdım.
Dikta ile ben neyi yönetiyorum? Bütün arkadaşlarım düşüncelerini özgürce
dile getiriyorlar, ben hiçbir zaman şunu söylemedim... Bir Başbakan
çıkıyor, 'Bakanlar Kurulunda konuşan o 6 bakanı bulsam kapının önüne
koyacağım' diyor. Şimdi diktayı kim uyguluyor? Ayrıca Sayın Başbakan
1960'lı yıllara gitmiş, bırakın 1960'lı yılları üzerinden bir kuşak
geçti.
Sokaktaki vatandaş telefonla konuşamıyor. Niye Türkiye bu halde? Hiç
kendisine dönüp soruyor mu Sayın Başbakan? Korku toplumu yarattı.
İnsanlar korkuyorlar. Bir iş adamı çıkıp cesaretle Sayın Başbakanı
eleştirebiliyor mu? Biz konuşmuyor muyuz toplumun her kesimiyle?
Konuşuyoruz. İş adamı korkuyor, esnaf korkuyor ama 12 Hazirana az kaldı.
Korku toplumunu yıkacağız. Herkesin özgürce düşüncelerini dile getirdiği
bir Türkiye'yi halkla beraber kuracağız.
Tayyip Bey ne kadar baskı uygularsa uygulasın, ne kadar şiddet uygularsa
uygulasın biz demokratik, özgür Türkiye'yi kurmakta kararlıyız.''
Türkiye'nin darbe dönemlerini aştığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''O
darbe edebiyatıyla da artık milleti kandıramazlar. Ne darbesi? Hangi
darbeden bahsediyorsunuz siz? Hangi çağda yaşıyoruz biz? Türkiye'yi
1960'ların, 1970'lerin Türkiye'si mi sanıyorlar? Türkiye darbe
dönemlerini aşmıştır. Halkı darbeyle kandırmasınlar, halkın derdi başka.
Gitsinler esnafa, çiftçiye sorsunlar bakalım, buradaki fındık
üreticisine sorsunlar bakalım, durumu nedir? Besicilere sorsunlar
bakalım, durumu nedir? Onların derdi, Başbakan'ın derdi ne'' diye
konuştu.
-''MISIR'DA HALK İKTİDARA MI GELDİ?''-
Başbakan'ın kendisinden Irak'a ve Ortadoğu'ya gitmesini istediğini
belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Ben Ortadoğu'ya Sayın Başbakan gitmeden önce de gittim. Sayın Başbakan
öyle anlaşılıyor ki bir şeyden çok alınmış. Irak'ta binlerce Müslüman
kadına tecavüz edilirken sen Amerikan askerlerine başarılar diledin mi,
dilemedin mi? Ben bu soruyu sordum. Niye buna yanıt vermiyorsun sen? Sen
madem ki Ortadoğu halklarını kucaklıyorsun, madem ki Ortadoğu halkları
şöyledir, böyledir, diyorsun.
Ortadoğu halklarının demokrasi ve özgürlük bağlamında yanındayız.
Mısır'da devrim oldu deniliyor. Mısır'da ne oldu? Halk iktidara mı
geldi? Gelen kim? Mısır ordusu. Sen ordunun iktidara el koymasına devrim
mi diyorsun? Sayın Başbakan'ın özlemine bakın. Biz halkın yanındayız,
Ortadoğu halklarının da yanındayız. Özgürlüğü, bağımsızlığı, demokrasiyi
savunuyoruz. Ortadoğu'da da savunuyoruz, Uzakdoğu'da da savunuyoruz.
Türkiye'nin, dünyanın her yerinde savunuyoruz. Bizim felsefemiz bu. Siz
kalkacaksınız o ayıplarınızı örtmek için başka şeyler söyleyeceksiniz.
Sorum çok net ve açık; Irak'ta binlerce Müslüman kadına tecavüz
edilirken, sen de Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanı iken Amerikan
askerlerine başarılar diledin mi, dilemedin mi? Bu kadar basit.
Fransızca sormuyorum, İngilizce sormuyorum, Almanca sormuyorum. Onun
anlayacağı dilden, yurttaşımın anlayacağı dilden soru soruyorum. Bana
bunun yanıtını versin.''
|