|
|
Beyin
hastalıkları
Prof.
Cengiz Kuday’ın önerileri: Sigara içmeyin, düzenli
yaşayın, aşırı kilodan kaçının,
spor yapın...
Öncelikle beyin ve sinir cerrahisinin alanına giren başlıca
hastalıklara değinen Metropolitan Florence
Nightingale Hastanesi Beyin Cerrahisi Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Cengiz Kuday, “dünyanın her yerinde beyin
cerrahisi ve nöroşirurji deyince, yalnız beyin
cerrahisi akla geliyor veya öyle zannediliyor, aslında
değil” dedi. Kuday, konuyla ilgili şöyle devam
etti: “Nöroşirurji bir çok alana hükmediyor.
Hacettepe’nin beyin cerrahı, halk arasında bir
istatistik yaptırmış. Nöroşirurji nedir,
diye... Bilme oranı yüzde 4. İşin tuhafı
tıp talebeleri arasında yaptırılan bir
ankette de ilk sınıflarda bilme oranı yüzde
14. Hatta beşinci sınıftaki talebeler artık
yüzde 94 bilen. Yani yüzde 6, nöroşirurjiyi yalnız
beyin cerrahisi olarak biliyor. Bütün dünya öyle biliyor.
Yanlış anlama burada.”
NÖROŞİRURJİNİN
KAPSAMINA GİREN ALANLAR
Nöroşirurjinin
kapsamına bir çok alan girdiğini belirten Prof.
Kuday şunları söyledi: “Nöroşirurji beyin
cerrahisi değil, bunun içine şu hastalıklar
girer. Omurilik rahatsızlıkları, omurga rahatsızlıkları,
ağrı, siyatik, bizim bel fıtığı
dediğimiz olaylar. Hani bilekte ağrılar olur.
Parkinson, epilepsi, kanamalar, inme, beyin tümörleri, bir
takım hormonal rahatsızlıklar; hipofiz bezi
tümörleri veya yetersizlikleri... İstemsiz hareketler.
Damar tıkanıklıkları, sinir kesikleri...
Daha bir takım psişik rahatsızlıkların
cerrahi olarak tedavileri nöroşirurjinin kapsama alanına
girer.”
BEYİN
DAMAR HASTALIKLARI
Beyinin damar hastalıkları
hakkında genel bir değerlendirme yapan Prof. Kuday,
“beynin damar hastalıkları birkaç başlık
altında toplanabilir” dedi. Prof. Kuday, konuyla ilgili
şunları açıkladı: “Tıkanmalara bağlı,
halk arasında inme dediğimiz şok oluyor. Bunlar
neler oluyor? Beyni besleyen en büyük damarlar, hem önden
besliyor, hem de arkadan besliyor. Bunların çeşitli
sebeplerden, çeşitli şekillerde tıkanması.
Veya içerideki damarların tıkanmaları. Bunlara
bağlı inmeler meydana gelir. Bu inmelerin birçok
sebebi var. Ama kabaca toparlarsak doğumsal olabiliyor.
Tütün kullanımı olabiliyor. Hipertansiyon, şişmanlık,
diyabet, damarların kendi hastalıkları veya
damar duvarının hastalıkları. Çeşitli
başka rahatsızlıklar, örneğin kalp rahatsızlıkları.
Veya yağ embolleri, kırıklara bağlı.
Veya hava embolleri...”
Prof. Kuday, sözlerine
şöyle devam etti: “Daha birçok sebepten beyin
damarları tıkanır ve bu tıkanıklıklara
bağlı bir takım belirtiler olur. Bu tıkanmaların
yüzde 70’i maalesef kaybedilir. Amerika’da her yıl
500 bin kişi bu tip bir rahatsızlıkla karşılaşır.
Bunların 150 bini hemen ölüyor. Bunların geri
kalanının da yüzde 70’i sakat kalıyor ve
normal yaşamına dönemiyor. Hatta öyle söylenir ki,
dünyadaki ölüm sebepleri arasında kalp, kanserden
sonra üçüncü sırayı beyin hastalıkları,
damarsal hastalıkları yer alır. Beyin hastalıklarının
yüzde 70’i inmeler yani tıkanmalar, geri kalanı
da kanamalardır. Kanamaların da yüzde 70’i anında
kaybedilir, yani hastayı kaybederiz. Yüzde 30’u çeşitli
şekillerde kazanılmaya çalışılır.”
ERKEN TANI
Erken tanının
mümkün olduğunu belirten Prof.Kuday, şöyle dedi:
“Bunların bir kısmı gelip geçici ataklar
deriz, hastalıkta bir takım ön belirtiler verir.
Ama ben bunları anlatırken, herkes kendinde bir
şey aramasın. Her belirti onları göstermez.
Mesela gelip geçici ataklarda, gelip geçici körlükler, bir
tarafta uyuşukluk, his kaybı, güçten düşme,
şuur bulanıklıkları, görme bozuklukları.
Veya beynin beslenme yerine göre, beynin önünü besleyen
damarlardaki tıkanıklıklarda bu olur. Arkayı
besleyen tıkanıklıklarda baş dönmesi,
şuur kaybı, yine görme bozuklukları, denge
bozuklukları bir ön belirti olarak çıkabilirler.
Nasıl ki herkes bir kalp elektrosu çektiriyor, kalp
doktorlarına gidiyor. Halbuki en az onun kadar önemli
beyin damarlarının tıkanıklıkları
da daha önceden tespit edilebilir. Mesela dopler yapılabilir.
Emar anjiyo yapılır, anjiyo yapılır. O tıkanıklıklara
göre önlem alınabilir. Çünkü yüzde 65-70’e kadar
bu tıkanıklıklar tolere edilebilir. Ama yüzde
70’den sonra bunlara cerrahi müdahale yapmak lazım.
Şimdi, beyin kanamaları birçok sebepten olur. En
büyük sebebi hipertansiyondur. Ki, çoğunlukla
hipertansiyondan kanar. Bu hipertansiyona bağlı
kanamalar beynin belirli bölgelerinde olur. Bir kısmını
kaybederiz ama bir kısmının da kendiliğinden
düzelme şansı olabilir. Bir kısmını
da cerrahi müdahale yaparız. Yerine, büyüklüğüne,
cinsine göre.”
ANEVRİZMA
“Beyin kanamalarının
sebebinin yüzde 85’i budur” diyen Prof. Dr. Kuday,
anevrizmayı şöyle açıkladı: “Beyin
damarlarının üzerinde çok ince bir zar. Onun altında
bir zar daha var, soğan zarı gibi. Onun altında
bir kanama olur. İşte anevrizmal kanamalar dediğimiz
budur. Anevrizmal kanama, ne demek? Beynin tabanında bir
çok damar var. Bir sürü kavşak yerleri var. Bu kavşak
noktalarındaki bir su tesisatı sistemi düşünün.
Boruların en çok kaçıran yeri, eklem yerleridir.
Bu eklem yerlerinin belirli yerlerinde balonlaşmalar olur.
Bu balonlaşmalara biz anevrizma ismini veriyoruz. Bu
anevrizmaların patlaması çeşitli şekillerde,
hastalarda çeşitli klinik bulgularla gelir. Bu
patlamalar nasıl olur? Beyin kanamalarının
sebebinin yüzde 85’i budur. Daha başka sebepler de
var. Ama anevrizmalardaki kanamalarda belirtiler nelerdir?
Yüzde 15, hiç belirti vermeden o anda kaybedilir. Yüzde
15’i hastaneye giderken kaybedilir. Diğer yüzde 15’i
hastanede 24 saat ila 2 hafta arasında kaybedilir. Yüzde
45 etti. Diğer yüzde 15’i iki haftayla iki ay arasında
kaybedilir. Diğer yüzde 15’i de iki sene içinde
kaybedilir. Yani yüzde 85 bir kayıp vardır. Diğer
geri kalanlara biz müdahale edebiliyoruz.”
BALONCUK TESBİTİ
VE AMELİYATI
Beyninde baloncuk tesbit
edilen her hastalıkta yüzde 100 ameliyat demediklerini
belirten Prof. Kuday baloncuk ameliyatı ile ilgili
bilgiler verdi: “Ama anevrizmada bu şansımız
yok. Bir insanın anevrizması varsa bu yüzde 100
kanayacaktır. Kanamış bir anevrizma ilk 7 gün
içinde yüzde 80 tekrar kanar. Kanamamış bir
anevrizma, ilk iki sene içinde muhakkak kanayacaktır. O
yüzden baloncuk tesbit etdilmiş ise hasta gerekli
merkezlere müracaat etsin. İster cerrahi veya
endovasküler cerrahiyle bu yokedilsin. Yoksa kanayacaktır.
Muhakkak ameliyat olması lazım. Bunun alternatifi
yok. Bu kanamalar zamanında gitsin diyoruz. Zaman çok
önemli. Bir çok kişinin hayatı zamanında
müdahale edilmekle kurtarılmıştır.
Bütün bunlara rağmen cerrahi tedavinin başarı
oranı hastanın geldiği klinik durumuyla
ilgilidir.
“Biz bunlara bir takım
sınıflar veririz. Bir, iki, üç, dört, beş”
diyen Prof. Kuday şöyle devam etti: “Beş denildi
mi, artık hiç şansı yok. Dört, çok az şansı
var. Bir, iki, üç şanslıdır. Yani geliş
derecelerine göre hastanın kurtulma şansları
var. Anevrizma kanamasındaki belirtiler çok tipiktir. Kişi,
size der ki, yaşıyorsa tabi, ensemde veya beynimde
bomba patladı. Yani çok şiddetli bir ağrıyla
gelir. Ve ensesindedir çoğunlukla ağrı. Veya
göz arkasındadır. Şiddetli gelir. Bazılarında
belirti verir, biz, şurasındadır bu anevrizma
deriz. Göz kapağı düşer, buna pitoz deriz.
Onun arkasındaki bir damarda olduğu içindir bu.
Yani, belirtileri var. Erken teşhis her yerde yapılabilir.
Tabi ki, tomografi veya benzeri şeyler, anjiyo filan...
Ama onlar yoksa bile, eskiden çok sık yapardık.
Şimdi, tabi teknoloji geliştikçe, teşhis
metodlarımız da gelişiyor. Daha az ağrı
veren şeyler oluyor. Beyinden su alırdık. O
kanlı geliyorsa, yüzde 100 kanama var derdik ve hemen
müdahale yoluna giderdik. Ne kadar erken müdahale edilirse o
kadar şansı var bu kişilerin.”
BEYİN
TÜMÖRÜ
Geliştirilen
tekniklerle artık beynin hemen hemen her bölgesindeki
tümöre rahatlıkla ulaşıp, çıkarılabildiğini
belirten Prof. Kuday beyin tümörü ameliyatları ile
ilgili şunları söyledi: “Bazı yerler var ki,
bazen müdahale ediyoruz ama neticeleri parlak değil.
Beyin sapı tümörleri diyoruz. Bunların dışında
her yere müdahale ediliyor. Başarı, hastanın
yaşına, genel durumuna bağlı. Veya cerrahi
bir şanstır. Şansına göre değişir.
Ama çoğunlukla aşağı yukarı bugün
dünyada ve Türkiye’de. Türkiye’de diye vurguluyorum,
çünkü Türkiye’deki nöroşirurjinin seviyesi çok
yüksektir. Dün akşam bir toplantımız vardı.
Beyin cerrahisinin tarihiydi konu. Ve bu konuda katkıda
bulunmuş, bizi bu durumlara getirmiş üç hocayı
konuşturduk. 50’li yıllarda başlamışlar.
Ve gelişmeler o kadar büyük ki, o zamanki ameliyatlar,
kapta kaynatılan aletlerle, eldiven dahi yok.”
BEL FITIĞI
AMELİYATLARINDA BEYİN CERRAHİSİ
“Bel denince herkes
kemikle ilgili doktorlara gidiyor. Gerçi doğru gidilir.
Ama şunu belirteyim ki, her bel ağrısı bel
fıtığı, bel ağrılarının
ancak yüzde 2-3’ünü teşkil eder. Ve her bel fıtığı
da ameliyat olmaz.” diyen Prof. Dr. Kuday, bel fıtığı
ameliyatlarında beyin cerrahisi ile ilgili olarak şunları
söyledi: “Ameliyat sınırlarımız
oldukça dardır. Ne zaman yaparız? Halk arasında
bel kayması, siyatik diyoruz. Eğer güç kaybı
varsa, bütün tedavilere cevap vermeyen ağrılarda.
Veya bir takım his bozukluklarında, idrar yapma
kontrollarında bozukluklarda ameliyat düşünülür.
Bu ameliyat, basit bir ameliyat diyeceğim ama hiçbir
ameliyat basit değildir. Tırnak çekilirken bile herşey
olabilir insana. Ama Türkiyemizde bugün çok sık ve çeşitli
şekillerde yapılan bir ameliyat şeklidir. Hep
soruyor; endoskopik lazerle... Doğru, mesela lazerle
ameliyatı 1990’lı yılların başında,
şimdi çalıştığım Florence
Nightingale’e, o zamanki başkanı hocamız almıştı.
Ondan sonra endoskopi istedik onu aldı. Onları hep
kullandık. Fakat gördük ki, kongrelerde de yılda
birkaç defa yurtdışına çıkma şansımız
olabiliyor. Bunların kullanım sahası çok dar.
Elinizde çekiç varsa her yere bir çiviyi çakmak zorunda değilsiniz.
Elinizde bu alet varsa her hastaya uygulanacak diye bir şey
yok. Ama bugün bel fıtığı normal
usullerle, yani mikrodiskektomi dediğimiz usullerle, açık
ameliyatlarla, ülkemizin bütün şehirlerinde demeyim
hatta kasabalarında dahi başarıyla ameliyat
edilebiliyor.”
EPİLEPSİ
HASTALIĞI
Epilepsi hastalığının
cerrahisiyle ilgili bilgiler veren Prof. Kuday şunları
söyledi: “Epilepsi cerrahisi, geçtiğimiz yıllarda
da vardı. Ama onu tekrar güncelleştiren, yine asrın
doktoru seçilen Yaşargil oldu. Hipokanpektomi dediğimiz
özel bir teknikle yine gündeme soktu. Bugün bütün
tedavilere cevap vermeyen bazı durumlarda cerrahi
geçerli ve neticeleri de parlak. Bugün ülkemizde bir çok
merkezde yapılıyor. Bir tanesi de kendi kliniğimde
Prof. Emin Özyurt, çok güzel yapıyor.”
İNSAN BEYNİ
VE BİLGİSAYAR
Yapay Zeka filminin
etkileri bizim son dergimizde de var diye belirten Prof. Dr.
Kuday insan beyni ve gün geçtikçe gelişen
bilgisayarları kıyasladı: “Bu Kasım ayının
nöroşirurji dergisi. Kapaktaki resmi sinemaya gidenler
anımsayacaklardır. 1926’da çekilen ilk bilim
kurgu filmlerinden Metropolitan filmindeki robot Maria’nın
resmi. Bilgisayar teknolojisine gelelim. Bugünkü durumdaki
bir bilgisayarın 5 yaşındaki bir insan gibi düşünebilmesi
için, Amerika kıtasının 4’te 3’ünü
kaplayacak derecede büyük olması lazım. Yani
bilgisayarlar çok gelişiyor ama insan beyniyle hiçbir
zaman kıyaslanacak bir durumu yok. İnsan, henüz
beyninin çok azını kullanıyor. Milyarlarca
hücre var. Her hücreyi besleyen binlerce, milyonlarca sinir
dediğimiz kablo var. Ve bunların birbirleriyle olan
iletişimleri var. Hem elektriksel hem kimyasal. İnsanda
bir de şuur var. Hiçbir alette şuur yok. Bir de en
büyük şey, his var... Yani, hissetmek var.”
Prof. Dr. Kuday, konuyla
ilgili şöyle devam etti: “Bazen ameliyatı yapıyorsun,
robotlar da ameliyat yapıyor bugün... Filmlerde
görüyorsunuz, medyada okuyorsunuz. Bu doğru... Bizim
dalımızda da robotik cerrahi var. Hatta, son
kongrelerden birinde New York Nöroşirurji Başkanı
diyor ki; ‘öyle bir güne geldik ki, bugünkü robotik
cerrahiyle dünyanın en büyük cerrahına ameliyat
yaptırabiliyoruz. Örneğin Singapur’daki bir beyin
cerrahı, dünyanın en büyük cerrahı işte
Yaşargil kabul ediliyor, ona yaptıracak ameliyatı.
Bunların hepsi doğru ama bir şey var ki. Her
şey filmlerde görülmüyor, her şey makinelerde yapılmıyor.
Bazen hissediyorsunuz. O his çok önemli. Cerrahın hissi
kadar önemli bir şey yok. Onu veremezsiniz. Yapay Zeka
filminde de diyor ki, ben şu vazifeyi çok iyi yapıyorum,
bunu yapıyorum. Ama bir şey yapamıyor,
hissetmiyor.”
YAKIN GELECEK
Çok yakın bir
gelecekte hastalıklarda umut vaad edici yeni gelişmelerden
söz etmenin mümkün olduğuna değinen Prof. Kuday,
şöyle devam etti: “genlerle oynuyorlar şimdi.
Bütün bugünkü kanserin veya ulaşılmayan bir takım
hastalıkların tedavisi genlerde gizli. Gen
tedavileri yapılıyor. Veya DNA’lara giriyorlar.
İnsan organizmasının yapısını
oluşturan DNA’lara giriyorlar. Yakın bir gelecekte,
çok uzak değil, yıllarla ölçülebilecek
rakamlarla, belki bir sıvı vereceğiz, hem teşhis
edecek hem o kitleyi, tümörü yokedecek. Ve bu uzak değil.”
ÖNERİLEN
YAŞAM BİÇİMİ
Beyin cerrahisi alanına
giren hastalıklar çok geniş olduğunu belirten
Prof. Kuday’ın önerdiği yaşam biçimi ise
şöyle: ” Trafik kazalarının en büyük
sebebi kafa travması, önlemler alınırsa ki alındığı
için basit bir kemerle bile ölüm oranı çok düştü.
Ama beyin tümörlerine bir korunma yok. Ne zaman ne şekilde
çıkacağı belli değil. Ama inmelere,
kanamalara karşı sebeplerini ortadan kaldırırsak;
şişmanlıkla, diyabetse diyabetle mücadele
gerekiyor. Sigara içmeyin. Sigara çok önemli sebeplerden
biri. Düzensiz yaşam, diyabet... Kolaylaştırıcı
faktörleri önlersek, bir nebze önüne geçebiliriz.
EGZERSİZ
Egzersizin korunmada
faydası olduğunu belirten Prof. Dr. Kuday “tabii
ki spor her zaman için, her konuda çok faydalı,
özellikle öneriyorum” dedi.
İNME
Halk arasında inme
olarak bilinen beyin krizi, kalp krizinin beyinde olan biçimi.
Beyin krizlerinin tekrarlama olasılığı da
yüksek. Türkiye’de üçüncü ölüm nedeni olduğundan
söz eden Prof. Kuday, 3’te 1’inin öldüğünü,
3’te 1’ininde sakat kaldığını belirtti.
“Bir de bir şey olmayan 3’te 1’lik bir bölüm var”
diyen Prof. Dr. Kuday bunlar için uygulanan tedavi programı
ile ilgili şu bilgileri verdi: “Gelirlerse ancak
tavsiyelerde bulunuyoruz. Yalnız inmelerde çok büyük
gelişmeler var. Teknoloji gelişiyor. Ama bazı
durumlar var ki, bütün tedavilere önüne geçilemiyor.
Bunların da tedavisiyle bugünkü teknolojiyle mevcut.
Nedir o; endovaskuler müdahaleler. Yani ilk 3 ila 6 saat
içinde bunlara müdahale edilirse, teşhis edilip, ki
bulunduğum hastanede bu merkez var. Ameliyat esnasında
anjiyo yapma şansımız var. Veya hemen 3 ila 6
saat içinde eğer endovasküler müdahalede bulunulursa,
kaybedilmiş kişilerin bile kurtarılma şansları
var. Çok yeni bir teknoloji, çok yeni bir düşünce
tarzı. Herkes tarafından, bütün dünyada kabul
ediliyor ama bizde hemen kabul edilmesi biraz zor. Çünkü ya
düzelecekse ilaç tedavisiyle. Ama zaman çok önemli. Bugün
ikiz kulelere hücum edilirken, biliyorsunuz dakikalar
önemliydi. Bizim de işimiz öyle, 3 ila 6 saat içinde
uygun merkezlere girerse, kurtulurlar.”
TANSİYONU
SIFIRLAYARAK YAPILAN YENİ ANEVRİZMA AMELİYATI
Tansiyonu sıfırlayarak
yapılan yeni anevrizma ameliyatı ile ilgili Prof.
Dr. Kuday, şu teknik bilgileri verdi: “Bu dünyada bir
çok merkezde kullanılıyor. En çok Arizona’da
kullanılıyor. Kalp cerrahlarının yaptığı
gibi kalbi devreden çıkarıyor, solunumu
durduruyorlar. Vücudun ısısını düşürüyorlar
ve bu ameliyat yapıyorlar. Bu ameliyat ülkemizde yapıldı.
Meslektaşlarımdan biri, Amerikan Hastanesi’nde
Prof. Ali Çetin Saroğlu bir defa yaptı. Ondan sonra
bir-iki defa daha yapıldı. Çok büyük ön hazırlığı
var. Yani, kalp cerrahisinin de olduğu bir merkezde yapılması
mümkün ve yapılabilen ameliyat şekli. Çok sık
yapılmıyor. Ama yapılıyor çünkü başka
yan etkileri olan çeşitli organların etkilenmesi
söz konusu bu kansızlıktan. Ama çok mecbur kalınırsa
yapılabilen ve yıllardır da kullanılan bir
metod.”
SAYFA
BASI
|