|
|
Çocuklarimizin
kalp sağlığı
Türkiye’de yaklaşık olarak 12 bin civarında
bebeğin, kalp hastalığıyla
doğduğu ve aşağı yukarı yüzde
90’dan fazlasına cerrahi tedavi gerektiği
belirtildi.
ÇOCUK KALP
HASTALIKLARININ NEDENLERİ VE TEDAVİSİ
Türkiye’de her 100 çocuktan
birisi kalp hastalıklarıyla dünyaya geliyor. Anne
karnında geçirilen enfeksiyonlar, akraba evlilikleri
kalp hastalıklarına neden olabiliyor.
TÜRKİYE’DE
DOĞUMSAL KALP HASTALIKLARI
Florence Nightingale
Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Dr.Yalım Yalçın,
çocuklarda görülen doğumsal kalp hastalıkları
bütün dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı
aşağı yukarı birbirine eşit olduğunu
belirtti. Yaklaşık yüzde 1 civarında olduğunu
söyleyen Uzman Dr.Yalçın, “Türkiye’deki nüfusu ve
doğum hızını dikkate aldığımızda
yaptığımız hesaplarda ortaya şöyle
bir şey çıkıyor” dedi ve açıkladı:
“Her yıl yaklaşık 11 bin, 12 bin civarında
çocuk kalp hastalığıyla doğuyor. Çocuklardaki
kalp hastalıklarını da aslında iki ana
grupta toplamamız lazım. Doğuştan olanlar,
bir de sonradan olan hastalıklar. Bu ikisini birden
topladığımız zaman çocuklardaki kalp
hastalıkları daha da büyük bir rakama ulaşabilmekte.
Şimdi bu doğumsal kalp hastalıklarının
hemen hemen hepsi, hemen müdahele edilmeyi gerektirecek
rahatsızlıklar değil. Bunların bir kısmı
kendi kendine düzelebileceği gibi, özellikle bir yıl
içerisinde acil veya erken müdahaleyi gerektirenlerin sayısı
yaklaşık 5000 civarında oluyor, ülkemiz için.
Bunların bir kısmı girişimsel kardiyolojik
yöntemlerle tedavi edilebiliyor günümüzde. Ama yine büyük
bir bölümü, gerçi şu anda hala geçici veya tam düzeltici
ameliyatlarla düzeltilmekte. Yine istatistiklere baktığımız
zaman ülkemizde, yılda yaklaşık 2000-2500
civarında çocuklarda kalp ameliyatı yapıldığını
görmekteyiz. Bu tabi aslında gerekenin oldukça altında
kalan bir rakam.”. Uzman Dr. Yalçın, diğer çocukların
bundan yararlanamadığını söyleyerek söyle
devam ediyor: Şu aşamada bunu incelememiz var.
Bunların bir kısmı belki tanı konamadığı
için, bir kısmı da tanı konduğu halde
gereken tedavi yapıcı merkezlere ulaşamadıkları
için dikkatten kaçıyor olabilirler. Ama gerçek şu
ki, günümüzde bu konuda biraz gerideyiz.
ZEMİN
HAZIRLAYAN FAKTÖRLER VE ENFEKSİYON
Kalp hastalıklarının
nedeni yıllardır araştırılmakta,
fakat şu aşamada, tıbbın geldiği
noktada hala sadece yüzde 10 veya 15’inde biz bu kalp
hastalıklarının nedenlerini kesin olarak saptamış
durumdayız diyen Uzman Dr. Yalçın, “bunun dışında
yüzde 80, 85’inde hala kesin bir neden ortaya konmuş
değil. Birkaç faktör etkilemiş olabiliyor” dedi.
Uzman Dr. Yalçın, söyle devam etti: “Bunların başında
özellikle saymamız gerekenler, sizin de belirttiğiniz
gibi hamileliliğin ilk iki, üç ayı içerisinde özellikle
kalbin oluşumunun gerçekleştirdiği iki ay içerisinde
geçirilecek olan enfeksiyonlar. Kızamık, kızamıkçık,
kaba kulak, hatta basit gripal enfeksiyona neden olan bazı
mikroplar bile kalbin bu gelişimi sırasında
belli bir bölgeyi etkileyerek gelişiminde bozulmaya
neden olabiliyor. Ve böylece çocuk kalbinde bir problemle doğuyor.
Bunun dışında alkol özellikle, tabi aşırı
tüketimden bahsediyoruz, bilinen bir faktör. Alkolün dışında
kullanılan bazı ilaçlar. Bunların başında
özellikle sara hastalıklarında veya epileptik nöbetlerle
ilgili hastalıklarda kullanılan bazı ilaçlar
gelmekte. Aspirin keza, özellikle geç dönemlerde de sorun
yaratabilmekte. Röntgen, zaten bilinen bir şey. Röntgene
maruz kalması çok ciddi rahatsızlıklara sebep
oluyor, sadece kalple ilgili değil, diğer organları
etkiliyor.”
KALITIM FAKTÖRÜNÜN
ROLÜ
Kalıtım fatörleri
konusunda ise Uzman Dr. Yalçın, şunları açıklıyor:
“Burada genetik dediğimiz faktörler işin içine
giriyor. Bugün kalp hastalıklarının yüzde 10
civarında bir gen bundan sorumlu tutulabiliyor. O gendeki
bir problem. Gendeki problemin neden olduğu ayrı bir
konu. Genetik; normalde eğer birinci derece akrabalarda
kalp hastalığı varsa, çocuğunuzda kalp
hastalığı riski yaklaşık yüzde 2
civarında. Eğer annede ve babada kalp hastalığı
varsa, ki doğumsal kalp hastalıklarından
bahsediyoruz, sonradan olanlar değil, bu risk hastalığın
çeşidine göre, anne ve babada olmasına göre
katlanabiliyoruz. Özellikle annenin riski daha yüksek. Belli
hastalıklarda yüzde 25’e kadar çıkabiliyor. Yine
kardeşler, diyelim. Diyelim ki ilk çocuğunuzda kalp
rahatsızlığı var, ikinci bir çocukta olma
riski yaklaşık yüzde 2 civarında. Eğer
ilk iki çocuğunuzda varsa, üçüncü çocuğunuzda
olma riski yüzde 20’lere kadar artabiliyor.”
Ailesinde doğumsal
kalp hastalığı olan bir bebeğin bu tür
bir hastalıkla dünyaya gelme olasılığı
konusunda Uzman Dr. Yalçın, “çocuklarda gördüğümüz
doğumsal kalp hastalıkları çok çeşitli.
O yüzden de hastanın tipi de çok önemli...” dedi ve
ilave etti “Yani, belirli hastalıklar var ki, ailede görülme
çok riski, yüzde 20’lere varabiliyor, dediğimiz gibi.
Ama belirli hastalıklar var ki, riski çok düşük,
yüzde 1, 2 civarında... O yüzden hastalığın
ne olduğunu bilmeden kesin bir şey söylememiz zor.
Akrabalık olarak da eğer ailede, anne, baba arasında
bir akrabalık yoksa, risk çok ciddi oranda artmış
gibi gözükmüyor”.
ORTAYA ÇIKIŞI
Belirtileri çok çeşitli,
çünkü kalp hastalıkları çok çeşitli diye
belirten Uzman Dr. Yalçın, “çoğu hastalık
kendini hemen doğumda belli etmeyebiliyor” diyor. Uzman
Dr. Yalçın, şöyle devam ediyor: “Nadiren çok
ciddi bazı rahatsızlıklar hemen doğum
sonrasında kendinde çok ciddi solunum sıkıntısı
veya dolaşım bozulmasına bağlı şok
dediğimiz tabloyla ortaya çıkabiliyor. Bunlar çok
ciddi rahatsızlıklar, hemen müdahale edilmesi
gerekiyor. Ama allahtan nadir. Büyük bir çoğunluğu
genelde 1.5, 2 ay civarında çocuklarda hızlı
nefes alma, çok terleme, mama veya anne sütü alırken
çabuk yorulma, bırakma gibi kendini gösteriyor. Bu tip
hastalar farkedilmediği takdirde daha kolay
enfeksiyonlara yakalanıyorlar, daha sık hastalanıyorlar,
hastalıkları daha ağır ve daha uzun
seyredebiliyor. Bir de halk arasında en çok kalp hastalığının
tanınmasına neden olan morarmadır. Bazı
hastalıkları, kendini morarmayla belli ediyor. Bu doğuştan
itibaren bir morarma olabileceği gibi, hastalığın
çeşidine göre, kendini yavaş yavaş sadece
eforla gösteren bir morarmadan sürekli bir morarma haline dönüşmeye
giden bir yol da çizebiliyor. Yani genel olarak baktığımızda
çok çeşitli belirtileri olabiliyor”.
ANNE KARNINDA
SAPTANMASI
“Anne karnında
ekokardiyografi çekilmesi, belirli annelere, yüksek riskli
gruptaki annelere öneriliyor” diyen Uzman Dr. Yalçın,
bu yüksek risk grubunu ise söyle açıklıyor:
“Birincisi normal kadın doğum muayenesi sırasında
çocuğun kalbinde veya kalp dışında
herhangi bir organında bir anomali tesbit edilirse, bunun
mutlaka incelenmesi lazım. İncelemeyi de, şu aşamada
Türkiye’de belli merkezlerde bu iş üzerinde eğitim
almış uzman kişilerin yapması gerekiyor.
Çoğunluğu pediatrikardiyolog...”.
Uzman Dr. Yalım Yalçın,
Türkiye için bunların sayısı yeterli olmadığını
belirterek, “şu aşamada yeterli olduğunu düşünmüyorum
açıkçası” dedi. Uzman Dr. Yalım Yalçın,
söyle devam etti: Riskli annelere kısaca değinmek
istersek, dediğim gibi birinci grup bu... İkinci
grup, annenin kendisinde doğuştan kalp rahatsızlığı
olması. Bilinen bir rahatsızlığı var
ve hamile kalmış. Mutlaka annenin ekokardiyografi çekilmesi
gerekiyor. Üçüncüsü ailede, yani ilk çocuğunda veya
daha önceki hamileliklerinde, doğmuş olmasına
da gerek yok. Bir kalp rahatsızlığı
nedeniyle kaybedilmiş de olabilir çocuk. Mutlaka bu
ailenin tekrar görülmesi gerekiyor. Üçüncü bir unsur
annede diabet olması. Bu da kalp hastalığı
oluşturma riskini artırıcı bir faktör.
Bazen kalp ritm bozukluğu olabiliyor bebeklerde, anne
karnında. Bunların da mutlaka bizler tarafından
görülmesi gerekiyor.”
Bebeğin kalbindeki
sorunların anne karnında belirlenmesinin bebeğe
hiçbir zararı olduğu gösterilmemiş, bütün dünyada
da sıklıkla uygulanan bir yöntem diye belirten
Uzman Dr. Yalçın, bu konuyla ilgili olarak şöyle
diyor: “Bu aşamada bildiğimiz kadarıyla böyle
bir zarar söz konusu değil. Normal yapılan
ultrasonlardan hiçbir farkı yok. Sadece özellikle
kalple ilgili anormalliklere bakıyoruz. Anneler zaten
hamilelikleri boyunca sık sık ultrasona girmekteler.”
GEBELİĞEN
TAHLİYESİ DURUMU
Uzman Dr. Yalçın,
anne karnında saptanmasının önemi konusunda
şöyle diyor: “Ancak çok ciddi, tam tedavisi mümkün
olmayan bazı kalp rahatsızlıkları var. Eğer
böyle bir rahatsızlık varsa, bu aileyle oturulup
tartışılıyor, gerekirse gebeliğin
sonlandırılması gündeme gelebiliyor. İkincisi,
yine bir çok önemli, doğduktan sonra hemen farkına
varılmadığı takdirde sorun çıkartabilecek
rahatsızlıklar eğer anne karnında
bilinirse, bu annelerin, çocuk kalp cerrahisi merkezlerinin
ileri safhada olduğu belirli merkezlerde, gerekiyorsa
bebeğe hemen müdahale edilmesi açısından çok
önemli. Çünkü en güvenli transfer sonuçta anne karnındaki
transferdir. Bir bebek doğduktan sonra oradan alıp
başka bir hastaneye transfer etmek çok daha risklidir.”
TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Kalp hastalıkları
çok çeşitli diyen Uzman Dr. Yalım Yalçın,
“kalbin içerisinde küçük, önemsiz bir delikten, kalp
kapaklarının bir veya birkaç tanesinin ya da kalp
odacılıklarının bir veya birkaç tanesinin
gelişmemesi veya tam oluşmamasına kadar
gidebilecek çok kompleksli hastalıklara kadar değişiyor”
diyor. Konu hakkında şöyle devam ediyor: “Mesela
bazı kalp delikleri, dediğim gibi hep lokalizasyon
olarak hem de ebat olarak küçük olduklarında ve çok sıkıntı
yaratmayacak bir bölgede olduklarında, kendi kendine düzelmesi
için beklemek mümkün. Bunların bir bölümü de 5 yaş
civarına gelene kadar kendi kendine kapanabiliyor. Ama
tabi ki bunun mutlaka bir pediatrikardiyoloğun gözetiminde
olmak zorunda. Bazen çünkü hasta, komşusundan duyuyor,
diyor ki, benim kalbimde de delik vardı, önemli değil
o, kapandı... Ama aynı delik olma ihtimali çok çok
zayıf. Yani o çok çeşitli hastalık var ki,
mutlaka etrafta birinden duyup da, o kapanmış,
benimki de kapanıp veya o ameliyat olmuş ben olmalıyım,
gibi bir önyargıya kapılmamak lazım. Mutlaka
bir pediatrikkardiyolog tarafından görülmesi gerekiyor.
Onun dışında tedavi, bundan belki 10-15 yıl
öncesine kadar sadece cerrahiydi. Cerrahide de çok kısıtlıydı
tedavi imkanları. Fakat son 10, 15, 20 yıl içerisinde
hem dünyada hem Türkiye’de çok büyük gelişmeler
var bu konuda. Şu aşamada biz pediatrik
kardiyologlar olarak da bazı hastalıkları
ameliyatsız yöntemlerle tedavi edebilmekteyiz. Bunların
başlıcaları, bazı damarların kapakçıklarındaki
darlıklar veya damarların kendisindeki darlıklar
olabiliyor. Ya da bu kalp damarları arasındaki doğuştan
küçük açıklıklar olabiliyor. Bunların
hepsini değil, bir bölümünü girişimsel olarak
kapatmak mümkün. Ya kalp içerisinde bazı deliklerin,
yine hepsi değil bu yanlış anlaşılmasın,
uzun vakalarda, ameliyatsız kapatılması mümkün
olabiliyor. Kalp cerrahisi günümüzde çok ilerledi. Bundan
belki 8 yıl öncesinde düşünemediğimiz, hiçbir
şey yapılamaz dediğimiz çocuklar, bugün çok
ciddi şekilde tedavi edilebiliyor. Bu da şunu
vurgulamak istiyorum. Özellikle dünya bugün yenidoğan
cerrahisine doğru gidiyor. Yani, çocukların rahatsızlıkları
erken dönemde biliniyor ve ne kadar çabuk tedavi edilirse,
ne kadar çabuk normale dönerse o kadar iyi olduğu düşünülüyor.
Ancak bunu da her merkezde yapmak mümkün değil. O yüzden
bu konuda ihtisaslaşmış merkezlerin tercih
edilmesi gerekiyor.”
TEDAVİDE
CERRAHİ
Florence Nightingale
Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Operatör Dr.
Bülent Polat, Türkiye’de yaklaşık olarak 12 bin
civarında bebek, kalp hastalığıyla doğuyor
ve aşağı yukarı 5-6 binine de her yıl
ameliyat yapmak gerektiğini söylüyor. Operatör Dr.
Bülent Polat, doğumsal kalp hastalıklarında
cerrahi tedavinin yerinin çok önemli olduğunu
belirterek devam ediyor: “Son yıllarda özellikle
kardiyolojideki bazı gelişmeler nedeniyle, bazı
rahatsızlıklara, ki bunlar nisbeten basit rahatsızlıklardır.
Ameliyat etmeden katetel laboratuvarlarında da tedavi
etmek mümkün oluyor. Ama aşağı yukarı
yüzde 90’dan fazlasına cerrahi tedavi gerekiyor. Ve
çok nadiren, belli bir kısmını da ilaç
tedavisiyle belli bir süre daha takip ediyoruz ama sonuç
olarak kalpteki problemlerin yüzde 90’a yakını
diyebilirim, mutlaka cerrahi bir düzeltmeyi gerektiriyor.”
Anne karnında hastalığı
belirlenen bebeğin doğar doğmaz ameliyat
edilmesiyle, daha sonra ameliyat edilmesini gerektiren
durumları konusunda ise Operatör Dr. Polat, söyle açıklıyor:
“Uzun yıllardır dünyada ve Türkiye’de de
çocuklar doğduktan sonra kalp ameliyatı olamıyorlardı.
Ve genellikle belli bir yaşa kadar büyümesi
bekleniyordu. Ama bu arada o bekleme süreci içerisinde de
bir çok hasta hayatını kaybediyordu. Çünkü
gerçekten doğuştan kalp anomalilerin birçoğu
hayatta kalmayı zorlaştıran, sıkıntılar
yaratan rahatsızlıklar. Ama özellikle son yıllarda,
dünyadaki ve Türkiye’deki eğilim de o yönde ki, artık
doğar doğmaz rahatsızlıkların
tedavisi, ameliyatı yapılabilsin ve çocuklar,
bekleme süresi içerisinde herhangi bir sıkıntıyla
karşılaşmasınlar. Biz de Florence
Nightingale hastanesi olarak, özellikle bu yenidoğan,
ilk altı aylık dönemde bebekleri bu hastalıklarından
kurtarmak konusunda büyük çalışmalar yaptık,
yıllardır. Ve şu anda aşağı
yukarı yılda 300 civarında bebek hastaya kalp
ameliyatı yaparak sağlığına kavuşturmak
mümkün olabiliyor.”
BEBEK KALP AMELİYATLARININ
ÖZELLİKLERİ
Bebeklerin kalp
ameliyatlarının erişkin ameliyatlarından
çok daha farklı olduğunu vurgulayan Operatör Dr.
Polat, “bir bebeğin kalbi aşağı yukarı
bir yumurta ya da bir ceviz kadardır” dedi. Operatör
Dr. Polat, söyle devam etti: “Biz bunu, önce durdurduktan
sonra açıp, içerisindeki delikleri kapatıyoruz,
yama kullanarak. Ya da kalp kapaklarındaki bozuklukları
düzeltiyoruz. Bazen damarların çıkışı
ters oluyor, onları düzeltiyoruz. Yani gerçekten
küçük bir kalpte bu işleri yapıyoruz ama özel
gözlükler var. Aşağı yukarı 5 kat
büyüten gözlükler kullanıyoruz. Özel materyaller
kullanıyoruz bunları yaparken. Tabi erişkin
kalp ameliyatları da yapıyoruz birlikte. Ama onlarda
olay daha rahat. Kalbin nisbeten dışındayız.
Damarları değiştiriyoruz ve kapakları değiştiriyoruz.
Ama çocuk kalp hastalıklarında hakikaten çok daha
fazla dikkat edilmesi gereken nokta var. Ayrı bir uzmanlık
alanı gibi. Çocukların bu ameliyatlara verdiği
tepkiler de özellikle yenidoğan döneminde en önemli
konu, çocuğun tepkisinden ziyade, bu yeni doğan
bebeği, büyük bir ameliyata sokup, tekrar onu sağlıklı
bir hale getirebilmek. Bu hakikaten çok büyük bir tecrübe
gerektiriyor. Çok teknolojik imkan gerektiriyor. Çünkü
bebeğin ameliyat esnasında, ameliyat sonrasında
en ufak bir sorun yaşaması hayatının
kaybolmasına yolaçabiliyor. Bebek, yoğun bakımda
biraz üşüse, hayatını kaybedebiliyor. Yani
erişkin hastada hiç problem olmayacak basit şeyler
çocuk için çok önemli olabiliyor. O yüzden hem büyük
bir teknoloji, büyük bir teçhizat ve tecrübe gerektiren ve
ancak bunların olduğu hastanelerde yapılabilecek
ameliyatlardır yenidoğan ameliyatları.”
Opr. Dr. Bülent Polat
söyle devam ediyor: “Bazen duyuyoruz, doğuştan
kalp anomalisine olan bir çocuğa sahip olan aileler,
özellikle, artık hiç bu çocuktan bir hayır gelmez.
Nasıl olsa kalp hastalığı var, bir daha
hiçbir zaman düzelemez gibi bir imaja kapılıyorlar.
Hatta bu yüzden ameliyattan kaçan, ya da ameliyat olmamasını
tavsiye eden insanlar da görüyoruz sıklıkla. Bu da
kesinlikle doğru olmayan bir şey. Çünkü ameliyat
ettiğimiz bebeklerin yüzde 90’ından fazlası
tamamen sağlıklı bir hayata dönebiliyor. Spor
yapabilecek, okuluna gidip okuyabilecek ve sağlıklı
aileler kurabilecek hale gelebiliyorlar.”
Yenidoğan bebeğimizin
kalp kapakçıklarında yapısal olarak bir
problem olup, ameliyat olması önerilen bebekğin
ameliyat için en uygun yaşı konusunda ise Opr. Dr.
Polat şu açıklamayı yapıyor: “Kalp
kapaklarında olan problemler, biraz da aort kapakta veya
mitral kapakta olmasına göre de değişiyor. Eğer
aort kapaklarında problem varsa, yani kalbinden çıkan
büyük damarın kapaklarındaysa problem, erken yaşta
ameliyat olması lazım. Çünkü o kalbi çok daha
hasara uğratabilir. Gecikmelerde hayati tehlikeler de
ortaya çıkabilir. Ama akciğere giden damarın
kapağındaysa beklenebilir. Biraz daha büyümesi,
üç-dört yaşına gelmesi beklenebilir. Belki
onlarda biraz önceki pediatrikkardiyolog arkadaşımızın
uyguladığı balonla dar olan kapağı
açma yöntemiyle ameliyat olmadan bile kurtulmak söz konusu
olabilir.”
AMELİYATLARIN
RİSKİ, İYİLEŞME SEYRİ
Bu kadar küçük
bebekleri, büyük bir ekiple, teknik imkanlarla ameliyat
ediyoruz ama tabi ki yüzde 100 bir başarı oranı
hiçbir zaman mümkün değil diyen Opr. Dr. Polat şöyle
devam etti: “Çünkü gerçekten çocukların bir kısmı
da çok kötü ortamlarda doğduktan sonra bize geliyor ve
çok kötü, sıkıntılı durumda
olabiliyorlar. Şimdi bizim aşağı yukarı
hastanemizde yılda yaptığımız 300
civarındaki bebek kalp ameliyatlarında başarı
oranımız yüzde 95-97 civarında.. Yani yüzde
2-3 civarında bir risk söz konusu oluyor. Bu aslında
erişkin kalp cerrahisinde çok farklı değil.
Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Herkes, konunun dışında
olunca, öyle zannediyorlar ki, çocuk kalp cerrahisi çok zor
olunca, riski de çok yüksek olabilir. Halbuki öyle değil,
gerekli teknik imkanlarla ve tecrübeyle bu işler yapılınca,
erişkinlerde olduğu gibi yüzde 2 veya 3 riskle yapılabiliyor.
Ama kalp ameliyatları içerisinde belli gruplar var ki,
hakikaten onlar bir defada ameliyatla mümkün olan hastalıklar
değil. Arka arkaya, çocukları, altı ay da bir
yıl arayla iki veya üç ameliyat yapmamız gerekiyor,
tam bir düzeltme sağlayabilmek için. Bu grup hastalarda
ameliyat riski biraz daha yüksek olabiliyor. Ama onun dışında
genelde erişkin kalp cerrahisinden çok farklı değil.”
DOĞUMSAL
KALP HASTALIKLARININ İÇİN ANNE KARNINDA AMELİYAT
UYGULANMASI
Şu anda dünyadaki
büyük merkezlerin en önemli hedefi bu diye belirten Opr.
Dr. Polat, “anne karnında tesbit edilebiliyor, o
yüzden hiçbir problem yok” dedi. Opr. Dr. Polat, konuyla
ilgili olarak şunları açıklıyor: “Ama
ondan sonra yapılacak şey konusunda her zaman bir sıkıntı
var. Şimdi anne karnında, özellikle Amerika’da
hayvanlar üzerinde çalışmalar yapılıyor.
Yani, fetusun, anne karnındaki bebeğin rahatsızlığını
daha anne karnındayken düzeltmek yönünde. Bu aslında
başarılacak olursa, gerçekten çığır
açacak bir olay olacaktır. Çünkü anne karnındayken
rahatsızlık aslında çok daha küçüktür. Doğup
büyüdükten sonra o rahatsızlıklar, ikincil,
üçüncül problemlere yolaçarak büyük kompleks hale
geliyor. Ama esasında olayı başlatan küçük
bir problem vardır. Eğer biz onu anne karnında
küçük bir müdahaleyle düzeltebilirsek, o zaman o kompleks
patolojilerin ortaya çıkmasını önlemiş
olabiliriz. Ama şu anda bütün bu çalışmalar
sadece hayvanlarda yapılıyor. Henüz daha insanlarda
uygulanacak düzeye gelmedi. Ama tahmin ediyorum,
önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde bu konuda da
Türkiye’de büyük bir faaliyet başlayacak
zannediyorum.”
RİSK
FAKTÖRLERİ KONUSU VE HAMİLE KALMAYI DÜŞÜNEN
KADINLARA KORUNMA ÖNERİLERİ
Opr. Dr.Polat bu konu ile
ilgili olarak şu açıklamaları yaptı:
“Birincisi akraba evliliğinden kaçınmak lazım.
Anne, hamile olduktan sonra özellikle ilk üç ayda, kalbin
oluşma döneminde, grip, kızamık gibi az
görülen de olsa bir takım rahatsızlıklara karşı
mutlaka karşı aşılı olmalı,
korunmalı. Üçüncüsü, eğer ailesinde veya
akrabalarında böyle bir rahatsızlık varsa,
mutlaka pediatrikkardiyolojiyle anne karnındaki bebeğin
ekosu yapılmalı. Ve bu kişi de takip edilmeli.
Hamilelikte sigara ve alkol, kesinlikle olmaması gereken
şeyler. Sadece kalp için değil diğer organlar
için de büyük bir problem. Onlarda da kesinlikle hamilelik
döneminde uzak durulması lazım. Hatta babanın
bile sigaradan uzak durması, anne hamileyken...
Özellikle ortamı seconder bir içici haline dönüştürmemek
açısından. Bu önleme açısından ama en
önemlisi, aile bir doğumsal kalp anomalili çocuğa
sahipse artık, ondan sonra kesinlikle umutsuzluğa
kapılmamasını tavsiye ediyorum. Günümüzde
gerçekten bu işi düzeltebilecek çok iyi merkezler var.
En önemlisi hiçbir vakit kaybetmeden, yenidoğan
döneminde veya erken bebeklik döneminde iyi bir cerrahi
tedaviyle kurtulabileceğini bilmesi lazım.” Damar
Cerrahı Opr. Dr. Bülent Polat “tamamen sağlıklı
bir bebek, tamamen sağlıklı bir insana dönüşeceğini
bilmesi lazım” dedi.
SAYFA
BASI
|