|
|
Ergenlik
dönemi
Ergenlik döneminde hem fiziksel gelişim yani vücut
gelişiminin hem de cinsel gelişimin birbirine
paralel olarak devam ettiğini söyleyen Prof. Sevim Dinçer,
bunların yanısıra bir de psikolojik değişimin
sözkonusu olduğunu hatırlattı. Prof. Dinçer
şunları söyledi: “Bluğ ve ergenlik çağını
birlikte Adolesan olarak adlandırıyoruz. Önce buluğ
çağında kız çocuklarını ele alırsak...
Kalçalarda kızlara ait olan hafif yuvarlaklaşma,
memelerin gelişimi, tüylenme.. Erkek çocuklarında,
yine erkek vücuduna has değişiklikler ve erkek
cinsel organıyla ilgili değişiklikler görülmeye
başlıyor. Daha sonra ilk adet görmeyle birlikte
esas ergenlik dediğimiz dönem devam ediyor. Bu dönem 18
yaşına kadar olan dönemdir. Hem vücudun genel
fizik gelişimi, hem de cinsel organların gelişimi,
hem de ruhsal gelişim, bu 18 yaşına kadar süreçte
tamamlanıyor.”
ŞİDDET OLAYLARI VE ERGENLİK DÖNEMİ
“Toplumu oluşturan
bireylerin gelişimi çocukluk ve ergenlik döneminden başlayarak,
ergin ve yaşlılık olarak devam ediyor” diyen
Prof. Dinçer, şu bilgileri verdi: “Bu dönemde hem çocukluk
hem ergenlik döneminde eğer ailenin, okulun ve çevrenin
yardımıyla iyi bir eğitim alırsa, dolayısıyla
hem fiziksel, hem cinsel hem ruhsal yönden yeterli bilgilerle
donatılırsa ve yetiştirilirse, tabii ki böyle
gördüğümüz gibi çok büyük sorunlar oluşmayacaktır.”
ABD’de yaşanan dünyanın
en büyük terör eylemine de değinen Prof. Dinçer,
şöyle konuştu: “Ama bu dönemde, bu saydığım
gelişimlerle ilgili bozukluklar ortaya çıkarsa, işte
tinerci çocuklardan tutun, cinsel tacizle uğraşanlara
ve hatta en son gördüğümüz Amerika’daki bu terör
eylemlerini gerçekleştirecek kadar fiziksel ve ruhsal
bozukluğu olan bireysel ortaya çıkar. Bu olayı,
sağlıklı bedensel, ruhsal, cinsel gelişimi
olan bir insanın yapması düşünülemez. Normal
bir insan bunu yapamaz. Bunu yapan bir insanın bir kere
normalin dışında yetişmiş, normalin dışında
davranışları olan insanlar olduğunu düşünmemiz
lazım. Bu da çocukluktan başlayarak, özellikle
ergenlik döneminde yanlış yönlendirmenin olduğunun,
iyi bir eğitimin, iyi ruhsal, bedensel gelişimin
olmadığının bir göstergesi. Bu da bizim
bu döneme çok önem vermemiz gerektiğini bir kere daha
gösteriyor.”
EN ÖNEMLİ SORUNLAR
Sevim Dinçer, eskiden
beri kız çocuklarımızın adet dönemiyle
ilgili olarak yeterli bilgileri alamadıklarını
söyledi. “Hep bu adet görme, memelerin gelişimi, tüylenme
vs. saklanılacak, utanılacak bir gelişmeymiş
gibi kız çocukları üzerinde etki yapardı.
Çünkü aile bu konuda çocuklarını uyarmıyor”
diyen Prof. Dinçer, şu bilgileri verdi: “Bu konuda
gerekli açıklığı göstermeyen ve bu eğitimi
vermeyen ailelerin kız çocuklarına dikkat edin. Göğüs
gelişimi belli olmasın diye biraz kambur yürürler.
İlk adet gördüklerinde ne yapacaklarını
bilemezler. Korkarak ailelerine giderler. Hatta çok çarpıcı
bir örnek vereceğim. İşte, korkudan şoka
girmesin diye anne pat diye bir tokat atar. Bunlar çok
rastlanan olaylar. Son derece yanlış şeyler.
Çünkü ailenin bu konuda bilinçlenmesi lazım. Sonra da
çocuğu daha başından yetiştirmesi lazım.
İşte, şu yaşa gelince şu gelişmeler
olacak. Bundan sonra böyle bir kanama olacak. Ondan sonra çocuk
yapma kabiliyetiyle ilgili olarak cinsel organlar gelişecek
diye başından bir eğitim vermesi gerekiyor.”
EĞİTİM VERİLİYOR, AMA YETERSİZ...
Eskiye oranla bu konuda
biraz eğitim verildiğini söyleyen Prof. Sevim Dinçer,
bunun yeterli olmadığını söyledi.
“Toplumumuzda sanki
evli olmadan kız çocukları ya da hanımlar, kadın
doğumcuya gidemez gibi yanlış bir eğilim
var” diyen Prof. Dinçer, bu eğilimin düzeltilmesi
gerektiğini söyledi.
Daha sorun olmadan bile,
hekime gitmekte yarar olduğunu söyleyen Prof. Sevim Dinçer,
“üstelik sorunları varsa, kesinlikle doktora müracaat
etmek ve yardım almak gerekiyor” dedi.
Prof. Dinçer şunları
söyledi: ” Ağrılı adet görmeden örnek
verirsek... Hep aileler, eskiden beri kızlarına
derler ki, ‘bu şey bizde de oldu, evlenince geçer.’
Biraz burada gerçeklik payı da var. Şöyle; şimdi
diyoruz ki biz bu dönemde fizik gelişimle birlikte
cinsel gelişim de tamamlanıyor. Dolayısıyla,
rahim, yumurtalıklar olması gereken bir büyüklüğü
ve genişliği kazanacaklar. Ancak, adet çok daha
erken bir dönemde başlıyor. Yeterli büyüklük
kazanılmadığı için, buna bağlı
olarak, rahimin küçük olmasıyla ilgili olarak adet ağrıları
söz konusu olabilir. Annenin bilmeden belki, evlenince bunlar
geçer, diye ifade ettiği budur. Ancak, her ağrılı
adet için, rahim gerekli olgunluğa geçer diye düşünmemek
gerekir. Çünkü altında bazen gerçekten tedavi
edilmesi gerekli ciddi problem olabiliyor ve ağrı
buna bağlı olabiliyor.”
SAYFA
BASI
|