|
BİR
"BAŞÖRTÜ"
MAĞDURU
veya
"HİCRET"
------------------
Aziz okuyucular, "Turkpartner"de bugünkü
konumuz ve konuğumuzla başlayan ve bir müddet
devam ettirmeyi düşündüğümüz, seri söyleşilerin
ilkini, kamuoyunun yakından bildiği ve takip ettiği
"Başörtüsü"
mağduru genç bir hanımefendiyle başlatıyoruz:
Turkpartner: Bir-iki cümleyle kendinizi tanıtır mısınız?
- Adım: Betül Altınay. Diyarbakırlıyım.
Ürdün Üniversitesi İslam Hukuku mezunuyum
Turkpartner: Almanya'ya geliş sebebini anlatır mısınız?
Betül Altınay: Ürdün'de üniversiteyi bitirip, büyük ümitler
ve hayallerle Türkiye'ye döndüm. Yapacağım çok
şeyler vardı. Bunların başında da,
yüksek lisans eğitimi yapma isteğim bulunmaktaydı.
Daha sonra, (siyasi sebeplerden dolayı) diploma denkliğinin
verilmemesi ve ciddi bir şekilde başörtüsü yasağının
başlaması, attığım her adımda
önüme büyük bir set olarak çıkıyordu. O günlerde
Rabb'im, Almanya'ya öğrenci olarak gelmeği nasip
etti.
Ben buna "Hicret" diyorum.
Turkpartner: Türkiye'deki
"Başörtüsü Meselesi" sizce nerden veya
neden kaynaklanıyor?
Betül Altınay : Türk siyasi sistemi, modernleşme sürecinde
geleneksel toplum yapısını hedef alarak
ilerlemiştir. Bu, geleneksel toplum yapısına
sahip toplumumuz için başörtüsü, dinin en vazgeçilmez
unsurlsrından biri olarak görülmektedir. Batı
tipi hayat tarzını benimseyenlerle muhafazakarlar
arasındaki çatışmanın simgesi "başörtüsü"
olarak ortaya çıktı. Osmanlı'dan sonra
kurulan devletin felsefesinde, dine ve dini ritüellere karşı
duyulan allerji daha sonraları modernleşmeyi, Batı
toplumu gibi giyinmede arayanların, başörtüsüne,
batılı giyim stiline ters düştüğü
iddiasıyla, savaş açmak, olarak devam etti.
Çözüm; Siyasetin ve bürokrasinin bakış
açısını değiştirmesiyle mümkündür.
Devlet ulularının, 150 yıllık modernleşme
bakış açısını değiştirmesi,
toplumun inanç ve değerleriyle barışması
ile mümkündür.
Turkpartner: Türkiye'de
başörtünüzden dolayı hangi zorluklarla karşılaştınız?
Betül Altınay: Benim veya bir başkasının başörtüsünden
dolayı karşılaştıkları
zorlukları sıralamak oldukça uzun sürer. Ama
adalet kavramının delalet ettikleriyle kendinde yaşatmaya
çalışan insanlar, başörtülülere uyguladıklarının
adaletten tamamen uzak olduğunu itiraf etmeleri gerekir.
Öncelikle, başörtülü üniversitelere giremediğim
için yüksek lisans yapma hayallerim Türkiye'de tamamen yıkıldı.
Okumayı bırakıp,
çalışmayı denedim. Orada da başürtüsü
engeline takıldım. Görüşmeye davet eden
firmalar, başörtülü olduğumu görünce, "kusura
bakmayın, biz örtülü bir bayan beklemiyorduk"
diyerek, müracaatımı geri çeviriyorlardı.
Polislerden çok hakaret gördük. Üniversite bahçesinde
başörtülü dolaştığımızda
polisler: " Başınızı ayağımın
altına alır ezerim."
Turkpartner:
Neticede, tahsilizin devamı için Almanya'ya geldiniz. Burada kendinizi nasıl
hissediyorsunuz?
Betül Altınay: Şu anda Almanya'da dil kursuna devam
ediyorum. Bu aşamadan sonra, psikoloji veya pedogoji
alanlarında mastır yapmak istiyorum. Birirdikten
sonra da Türkiye'ye dönüp, insanlarımıza hizmet
etmek istiyorum.
Almanya'da okuduğum üniversitede farklı dinlerden
ve kültürlerden insanlar var. Ben de başörtüllü
olarak onların içindeyim. Kıyafetimle ilgili hiçbir
problemim yok.
Turkpartner: Betül
Hanım, mülakatımıza iştirak ettiğiniz
için teşekkür ediyor ve okul hayatınızda başarılar
diliyoruz.
SAYFA BASI
|