|
“AYIK OLMAK LAZIM”
Fırsatını buldukca tekrarlamaktan haz aldığım bazı sözler
vardır.
Bunlardan birisi de Merhum Peyami Safa’nın,“Hakikatler
insanı büyüler ve sarhoş eder; büyülenen insanın ruhunda da
bir boşluk açar. İşte bütün yalanlar da hakikatin açtığı
boşluktan içeriye sızar.” şeklinde özetlenebilecek
sözleridir.
Üstad Peyami Safa’nın bu derin tesbiti bizlere hakikati
manipüle eden tüm sihirbazları tanıma yolunu gösterse de,
yine birileri “çok felsefi” olduğunu söyleyerek kaytarmaya
mazeret yapılabiliyor!
Bu durumu daha yalın bir şekilde dillendirmek nasıl mümkün
olabilir, diye kafa yorarken, cevabını geçen yılın Meclis
konuşmalarından birinde buldum. Yanılmıyorsam Binali
Yıldırım, içkiye yapılan zamlarla ilgili muhalefetin
tepkilerine cevap verirken, “Ayık olmak lazım” demişti... Bu
söz başka bağlamda söylenmiş olsa bile anlamının kuşatıcılğı
ele alındığında bizim de meramımızı anlatmaya yardımcı
olacaktır.
Önce şunu kavramak lazım: Eğer bir yöntem hatası
yapıyorsanız, istediğiniz kadar “akıllı” olun... Söz
sihirbazları sizi beş dakikada kurbanlık koyun durumuna
sokarlar! Karşınızdaki insanın “NASIL” konuştuğuna
odaklanıyorsanız, eğer o da bu işi çok iyi beceriyorsa,
sizce maksat hasıl olduğundan artık yapılacak tek şey
efsunlanıp uykuya dalmaktır... Yok eğer konuşanın,”NEDEN”
konuştuğuna odaklandıysanız ve o insan da samimi ise yine
maksat hasıl olacaktır ama, samimi insandan size zarar
gelmeyeceğinden öğrendikleriniz de yanınıza kâr kalacaktır.
Dahası, “uyanık” kalmayı başarabileceksiniz!.. Dikkat
ettiyseniz, her iki durumda da soru sorma modundasınız!
NASIL ve NEDEN? Her iki soruya gelen cevaplar da
doğrudur... İstediğiniz cevaplar! Fıtratın antenleri böyle
çalışıyor!
Şimdi bütün bunlardan sonra Hz. Ali’nin, “Kişinin keremi,
sorduğu soruyla anlaşılır” sözündeki derin anlam üzerinde
bir daha düşünebiliriz...
Söz sihirbazlarının en fazla lemalandıkları alanların
başında din ve maneviyat alanları yer alır. Yaşadığım zaman
dilimi içinde onlarca hokkabazlığa gözlerimle görerek,
kulaklarımla duyarak şahit oldum. En çok istediğim de,
bunları bir kitap haline getirerek genç kuşakları önüne
koymak... Ama böyle bir kitap, “İslami camia”nın
vitrinlerinde yer bulamayacağı için ümidimi teknolejinin
“Efsunbozan” aygıtı geliştirmesine bağladım. Çünkü, kitabın
adı, “Mabed’deki Ateş” olacak.
Ben Ramazan ayına bile daha bir ay varken “Kurban
kampanyası” başlatarak bunun için özel bir büro tahsis eden
kuruluşları görmüştüm ama, bu işi yılın 365 gününe yaymayı
beceren başka bir kuruluşun yüksek zekâsı (!) karşısında
konuşamaz hale gelince küçük dilimi yuttuğumu anladım:
“Peygamber Efendimiz İçin Kurban Kampanyası”ymış...
Bunda ne var? diyenlere söyleyecek hiç bir sözüm yok.
Pardon! Var! Henüz “Efsunbozan” aygıtı icad edilemedi fakat,
İslam`ın Muazzez Peygamberini piyasaya sürmenin utancı,
kalbinde zerre kadar Peygamber (ona selam olsun) sevgi
taşıyan insanı nasıl derinden yaraladığını hissedebiliyorum.
Türkiye patent kanununu yeniden gözden geçiriyor... Çok da
iyi yapıyor! Bundan böyle milli ve manevi bazı kavramlar
ticari maksatla kullanılamayacak!
Almanya’da bizim için böyle bir kanun çıkarsa ne kadar güzel
olur.. İslam’ın en ulvi kavramları olan Tevhid ve Tekbir de
sarımsaklı sucuk markası olmaktan kurtulur.
Yok yok...Vazgeçtim... En iyisi, sorhoşluğun kapsam alanı
üzerinde değişikliğe gitmek... Bu konuda herkese İmam-ı
Gazali’yi referans gösterebilirim: “Sarhoşken namaza
yaklaşmayın” ayetine anlam verirken içkili olmanın yanında,
öfkeli olmayı ve gaflette olmayı da ilave ediyor.
Gaflette olmak en uzun süren sarhoşluk halidir. Bu yüzden
onların durumlarını anlıyorum...
Ben de biraz öfkeli sarhoşlardan sayılırım. Yazıdan birkaç
paragrafı kaldırdım; belki bir uzlaşma zemini buluruz
ümidiyle...
Çünkü “ayık olmak” lazım.
Hidayet Kayaalp
02 Nisan 2012
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
“AYIK
OLMAK LAZIM”
GİZLİ
HAFIZA
AŞAMALI
PUTPERESTLİK
EŞEK
PAZARINDA BORSA KRİZİ
AN(N)A
AŞKI
ZİHİN
KAŞINTISI
TANRILAR
KUDUZ MU OLUYOR ?
ÇAKMA
LİDERLİK
‘SÖZLERİNİZE
DİKKAT EDİN’
EVET...
EVET... EVET ARKADAŞLAR..!
“ÜSTÜNÜZÜ
GİYİNİN ÜŞÜRSÜNÜZ”
ATIB
KURULTAYI
LAMI
CİMİ YOK
OYNAMADAN
GÜLEBİLMEK
HÜSEYİNSİZLEŞEN
TOPLUM RAYDAN ÇIKAR
YİĞİTLER
YÜKSEKTE ÖLÜR...
YEN
İÇİNDEN KOKU GELİYOR
BEN
ASYA’LI BİR KÖYLÜYÜM
ADEM’İN
ŞERLİ ÇOCUKLARI
Aşk
yolunda bir soylu rehber: Yunus Emre
SÖZE
AYAR VERMEK
KÜRESEL
BÜYÜCÜLÜK
HÜSEYİN
ÜZMEZ’E AÇIK MEKTUP
İNİLTİ
BÖLÜNMÜŞ
SEVDA
Sehpaya
uygun boyacı mı aranıyor
Mumla
eriyen umutlar
Düşünmek
farzmıdır?
Demokrasinin
çişimi geliyor
Söğüt’ün
sevenleri
Kış
Raporu
Kasıntı
Kütürü
Asrın
Belasına
Çözüm...
Eşeklerin
Gizemli Dünyası
İletişim
Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi
Kalıpları
Ertuğrul
Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle
İletişim
Övgülerle
sövgüler arasında
Değişimin
Zihinsel Aşamaları
İletişim
kanalları ve farklı davranışlar
NLP
ve Biz
Kabaklı
köyün ahalisi ve NLP
"Değişim
mi, Gelişim mi?"
SAYFA
BASI
|