|
TARİH YAZMAK
‘Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir,’
sözünü ancak gerçekten tarihe iz salan biri söyleyebilirdi
ve bilindiği gibi bu sözü Gazi Mustafa Kemal Atatürk
söylemiştir. Tarih yazmak için sadece bilgi ve kaynak
yeterli değildir. Tarih yazan insanda tarih şuuru, tarih
felsefesi ve tarihin sosyolojik boyutunun bilgisi mutlaka
gereklidir.Meşhur tarihçi İbn Haldun ( 1332-1406) Mukaddime’
sinin önsözünde, ‘Bil ki, tarih, gaye ve amacı şerefli ve
faydaları çok olan bir ilimdir,’ diye yazar.Bu amacı şerefli
ve faydaları çok olan ilimi Türkler ne kadar biliyor ve
kullanıyor o tartışmalı bir konudur.
Azerbaycan’ da son dönemler tarihle ilgili araştırmaların ve
yayınların artması çok sevindirici ve ümit verici bir
durumdur.Bir asırdan fazladır tarihinden ve milli
kimliğinden koparılan bir halkın tarihini yeniden tanıması
ve kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini bilmesi
özellikle gençler ve gelecek için çok mühimdir.Çünkü millet
olarak şükür ki utanılacak bir tarihe sahip
değiliz.Atalarımızdan süzülüp gelen haberler yabancı eller
tarafından ne kadar karartılmaya, saptırılmaya,
sahteleştirilmeye çalışılsa da hep temiz ve gurur verici bir
seviyede kalmayı başarmıştır.
Bilindiği gibi tarih sadece savaşlar ve hanedanlar bilgisi
değildir.Tarih aynı zamanda sanattır, gelenektir, dindir,
kanundur.Tarihin modern devletler tarafından bir tecrübe ve
miras kaynağı olarak kullanılması artık kimsenın sırrı
değildir.Son dönem Amerika ve Avrupa’ da elden ele gezen
Amerikalı araştırmacı ve stratejist Friedmann’ ın ‘Gelecek
Yüzyıl’ kitabı da aslında bir tarih süzgecinden başka birşey
değildir.
Son okuduğum tarih kitabı Azerbaycan’ lı araştırmacı Ekber
N. Necef’ in ‘Selçuklu Devletleri ve Atabeyleri Tarihi’
dir.2010 yılında Azerbaycan’ da Kanun neşriyat tarafından
yayınlanmış 754 sayfalık bu eser Büyük Selçuklu Devleti’ ni
bütün yönleriyle anlatması bakımından bence son dönemde
yapılmış çok değerli bir araştırmadır.1975 tarihinde doğmuş
genç bir araştırmacının bu kadar önemli bir çalışmaya imza
atması alışagelmiş bir durum olmadığı için alkışlanmaya
layıktır.Ama nedense bu çalışma ( Önsözde, bu konuda
Azerbaycan’ da yapılmış ilk çalışma olarak sunulmaktadır)
Azerbaycan basınında hemen hemen hiç gündeme alınmamıştır.Bu
gerçekten üzüntü verici bir durumdur. Bir ülkenin böyle genç
ve başarılı bir tarihçisinin göz ardı edilmesi ve görmezden
gelinmesi, kendi meselelerimizi anlatmada niçin bu kadar
geride kaldığımızın da bir göstergesidir.
Ekber N. Necef ‘ in bu eserinde kullandığı kaynak sayısı
bile 27 sayfa tutmaktadır. Yüzlerce yerli ve yabancı eseri
inceleyerek onlardan yararlanması ne kadar emek ve göz
nurunun bu esere verildiği tahmin edilebilir.
Oğuz adının anlamı ve ortaya çıkışından başlayarak
Selçukluların tarih sahnesindeki rolleri ve onların
devletlerinin bölünmesi, ortadan kalkmasına kadar yüzlerce
sayfaya sığdırılan bilgiler, o dönemin sanatını, mimarisini,
geleneklerini, inançlarını ve yetişmiş alimlerini vermesi
açısından da başka eserlerle mukayese edilmez derecede
değerli bir kitaptır.
Eserin dili ve üslubu çok güzeldir.Tarihe ilgi duymayanlar
bile eseri okumaya başladıklarında ellerinden
bırakamayacaklardır.Ayrıca bütün bilgiler dipnotlarla
zenginleştirilmiştir.
Selçuklu ve Osmanlı tarihi konusunda çok kitap okumama
rağmen bu eserde Nizamiye medreseleri ile ilgili yeni
bilgiler öğrendim.Okuyuculara bir tadımlık da olsa bilgi
vermesi açısından öğrendiğim Nizamiye medresesi konusunu
kısaca anlatmak istiyorum.Sultan Alpaslan Nişabur şehrinde
gezerken yolda kirli ve yoksul bir grup adamın bir arada
sohbet ettiklerini, hiç kimseye dikkat etmediklerini ve
hatta Sultana bile selam vermediklerini görür ve merak eder.
Sultan bu durumu veziri Nizamül-mülke sorar. Vezir,
Sultanım, der onlar bu hallerine rağmen halkın en asil ve
necip insanlarıdırlar, ilim ehlidirler ve bu dünyadan zevk
almazlar.İzin verirsen onlara kalacak yer inşa ederiz.
Sultan medrese için 60 bin dinar verir. Ebu Said isimli biri
60 bin dinarı alır ama o paradan medrese için sadece 19 bin
dinarı harcar. Çünkü medresenin topraklarını para ödemeden
halktan zorla alır. Medrese açılır ve medreseye müderris
olarak tayin edilen meşhur alim Ebu İshak Şirazi medresenin
açılışına gitmez. Çünkü medresenin haram yollardan inşa
edildiğini bilmektedir.Sonraları medreseye ders vermeğe
gittiğinde de o haram olan yerde oturmamak için hergün
elinde bir kerpiçle mektebe gider ve o kerpiçin üzerinde
oturarak ders verir.
Benim sadece kısaltarak verdiğim o döneme ait bu bilgi,
kitabın Türk-İslam tahsil sistemi ve medresler bölümündedir
ve kitabın her bölümünde birbirinden ilginç bilgiler vardır.
Genç araştırmacı, yazar Ekber. N. Necef’ in bu eserinin
yanısıra İstanbul’ da yayınlanmış Karahanlılar, Hazar Ötesi
Türkmenleri, Şah İsmail Hatai Külliyatı isimli üç eseri daha
vardır.Artık Selçuklular Tarihini anlatan böyle kapsamlı bir
kitabı okuduktan sonra yazarın diğer eserlerini bulup okumak
boynumun borcudur.
Ekber Necef ellerin dert görmesin, gözlerinin ışığı,
beyninin üretkenliği daim olsun!
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
TARİH
YAZMAK
AN(N)A
AŞKI
BİR
KEDİN VARDI
SEN
NERDESİN ÇİÇERO ?
SONBAHAR
BAĞIMSIZLIK
RUHU
NERDEYDİN
SEN ZAKİR FAHRİ?
KIRMIZI
GÜL
DOĞU
TÜRKİSTAN KAN İÇİNDE
BAHTiYAR
VAHAPZADE
UYUR
İDİK UYARDILAR
GURBET
VE ŞİİR
DÖNÜŞ
BÜYÜK
YAZAR
Kutsal
Anadolu Topraklarında
Size
yakışıyor mu bay Giordano?
Bir
Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Türk
Don Juan'ı
Dedem
Korkut yom verecek
Dinle
küçük adam!
Azerbaycan’da
savaş edebiyatı
Tuna
nehri akmam, diyor
Gül
döksem yollarına
Bir
dostun ölümü
Onlar
söyledi biz de inandık!!!
Bir
roman, bir tesbit ve "Sarı Muallimler"
Bizi
Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Çok
acıtıyor değil mi?
Ağlama
Ne Olursun?
İnsanlık
öldü mü?
Balık
Adam
Yüreği
Yaralı Şair, Tofig Abidin
Aman
da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Ali
ile Nino hala yaşıyor
Necla
Kelek´in "Yabancı Gelini"
Juan
Goytisolo
Ayna
Dergisi´nin (Der Spiegel) aynası sadece cin ve şeytan
mı gösterir?
Susmak
mı bağırmak mı?
SAYFA
BASI
|