A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMİ  
·  POLİTİKA  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  KADIN & YAŞAM  
·  SAĞLIK  
·  MUTFAK  
·  ÇOCUKLAR  


  FİKİR MEYDANI

              Orhan Aras  

 

ORARAS@aol.com







TARİH YAZMAK

Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir,’ sözünü ancak gerçekten tarihe iz salan biri söyleyebilirdi ve bilindiği gibi bu sözü Gazi Mustafa Kemal Atatürk söylemiştir. Tarih yazmak için sadece bilgi ve kaynak yeterli değildir. Tarih yazan insanda tarih şuuru, tarih felsefesi ve tarihin sosyolojik boyutunun  bilgisi mutlaka gereklidir.Meşhur tarihçi İbn Haldun ( 1332-1406) Mukaddime’ sinin önsözünde, ‘Bil ki, tarih, gaye ve amacı şerefli ve faydaları çok olan bir ilimdir,’ diye yazar.Bu amacı şerefli ve faydaları çok olan ilimi Türkler ne kadar biliyor ve kullanıyor o tartışmalı bir konudur.

Azerbaycan’ da son dönemler tarihle ilgili araştırmaların ve yayınların artması çok sevindirici ve ümit verici bir durumdur.Bir asırdan fazladır tarihinden ve milli kimliğinden koparılan bir halkın tarihini yeniden tanıması ve kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini bilmesi özellikle gençler ve gelecek için çok mühimdir.Çünkü millet olarak şükür ki utanılacak bir tarihe sahip değiliz.Atalarımızdan süzülüp gelen haberler yabancı eller tarafından ne kadar karartılmaya, saptırılmaya, sahteleştirilmeye çalışılsa da hep temiz ve gurur verici bir seviyede kalmayı başarmıştır.

Bilindiği gibi tarih sadece savaşlar ve hanedanlar bilgisi değildir.Tarih aynı zamanda sanattır, gelenektir, dindir, kanundur.Tarihin modern devletler tarafından bir tecrübe ve miras kaynağı olarak kullanılması artık kimsenın sırrı değildir.Son dönem Amerika ve Avrupa’ da elden ele gezen Amerikalı araştırmacı ve stratejist Friedmann’ ın ‘Gelecek Yüzyıl’ kitabı da aslında bir tarih süzgecinden başka birşey değildir.

Son okuduğum tarih kitabı Azerbaycan’ lı araştırmacı Ekber N. Necef’ in  ‘Selçuklu Devletleri ve Atabeyleri Tarihi’ dir.2010 yılında Azerbaycan’ da Kanun neşriyat tarafından yayınlanmış 754 sayfalık bu eser Büyük Selçuklu Devleti’ ni bütün yönleriyle anlatması bakımından bence son dönemde yapılmış çok değerli bir araştırmadır.1975 tarihinde doğmuş genç bir araştırmacının bu kadar önemli bir çalışmaya imza atması alışagelmiş bir durum olmadığı için alkışlanmaya layıktır.Ama nedense bu çalışma ( Önsözde, bu konuda Azerbaycan’ da yapılmış ilk çalışma olarak sunulmaktadır) Azerbaycan basınında hemen hemen hiç gündeme alınmamıştır.Bu gerçekten üzüntü verici bir durumdur. Bir ülkenin böyle genç ve başarılı bir tarihçisinin göz ardı edilmesi ve görmezden gelinmesi, kendi meselelerimizi anlatmada niçin bu kadar geride kaldığımızın da bir göstergesidir.

Ekber N. Necef ‘ in bu eserinde kullandığı kaynak sayısı bile 27 sayfa tutmaktadır. Yüzlerce yerli ve yabancı eseri inceleyerek onlardan yararlanması ne kadar emek ve göz nurunun bu esere verildiği tahmin edilebilir.

Oğuz adının anlamı ve ortaya çıkışından başlayarak Selçukluların tarih sahnesindeki rolleri ve onların devletlerinin bölünmesi, ortadan kalkmasına kadar yüzlerce sayfaya sığdırılan bilgiler, o dönemin sanatını, mimarisini, geleneklerini, inançlarını ve yetişmiş alimlerini vermesi açısından da başka eserlerle mukayese edilmez derecede değerli bir kitaptır.

Eserin dili ve üslubu çok güzeldir.Tarihe ilgi duymayanlar bile eseri okumaya başladıklarında ellerinden bırakamayacaklardır.Ayrıca bütün bilgiler dipnotlarla zenginleştirilmiştir.

Selçuklu ve Osmanlı tarihi konusunda çok kitap okumama rağmen bu eserde Nizamiye medreseleri ile ilgili yeni bilgiler öğrendim.Okuyuculara bir tadımlık da olsa bilgi vermesi açısından öğrendiğim Nizamiye medresesi konusunu kısaca anlatmak istiyorum.Sultan Alpaslan Nişabur şehrinde gezerken yolda kirli ve yoksul bir grup adamın bir arada sohbet ettiklerini, hiç kimseye dikkat etmediklerini ve hatta Sultana bile selam vermediklerini görür ve merak eder. Sultan bu durumu veziri Nizamül-mülke sorar. Vezir, Sultanım, der onlar bu hallerine rağmen halkın en asil ve necip insanlarıdırlar, ilim ehlidirler ve bu dünyadan zevk almazlar.İzin verirsen onlara kalacak yer inşa ederiz.

Sultan medrese için 60 bin dinar verir. Ebu Said isimli biri 60 bin dinarı alır ama o paradan medrese için sadece 19 bin dinarı harcar. Çünkü medresenin topraklarını para ödemeden halktan zorla alır. Medrese açılır ve medreseye müderris olarak tayin edilen meşhur alim Ebu İshak Şirazi medresenin açılışına gitmez. Çünkü medresenin haram yollardan inşa edildiğini bilmektedir.Sonraları medreseye ders vermeğe gittiğinde de o haram olan yerde oturmamak için hergün elinde bir kerpiçle mektebe gider ve o kerpiçin üzerinde oturarak ders verir.

Benim sadece kısaltarak verdiğim o döneme ait bu bilgi, kitabın Türk-İslam tahsil sistemi ve medresler bölümündedir ve kitabın her bölümünde birbirinden ilginç bilgiler vardır. Genç araştırmacı, yazar Ekber. N. Necef’ in bu eserinin yanısıra İstanbul’ da yayınlanmış Karahanlılar, Hazar Ötesi Türkmenleri, Şah İsmail Hatai Külliyatı isimli üç eseri daha vardır.Artık Selçuklular Tarihini anlatan böyle kapsamlı bir kitabı okuduktan sonra yazarın diğer eserlerini bulup okumak boynumun borcudur.

Ekber Necef ellerin dert görmesin, gözlerinin ışığı, beyninin üretkenliği daim olsun!



SAYFA BAŞI

Yazarın diğer yazıları:

TARİH YAZMAK
AN(N)A  AŞKI
BİR KEDİN VARDI
SEN NERDESİN ÇİÇERO ?
SONBAHAR
BAĞIMSIZLIK RUHU
NERDEYDİN SEN  ZAKİR FAHRİ?
KIRMIZI GÜL
DOĞU TÜRKİSTAN KAN İÇİNDE
BAHTiYAR VAHAPZADE
UYUR İDİK UYARDILAR
GURBET VE ŞİİR
DÖNÜŞ
BÜYÜK YAZAR
Kutsal Anadolu Topraklarında
Size yakışıyor mu bay Giordano?
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Türk Don Juan'ı
Dedem Korkut  yom verecek
Dinle küçük adam!
Azerbaycan’da savaş edebiyatı
Tuna nehri akmam, diyor
Gül döksem yollarına
Bir dostun ölümü
Onlar söyledi biz de inandık!!!
Bir roman, bir tesbit ve "Sarı Muallimler"
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Çok acıtıyor değil mi?
Ağlama Ne Olursun?
İnsanlık öldü mü?
Balık Adam
Yüreği Yaralı Şair, Tofig Abidin
Aman da beyler kavgadan geldim yorgunum...
Ali ile Nino hala yaşıyor
Necla Kelek´in "Yabancı Gelini"
Juan Goytisolo
Ayna Dergisi´nin (Der Spiegel) aynası sadece cin ve şeytan mı gösterir?
Susmak mı bağırmak mı?

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Bu Vebal Kimin?
Bilgiye muhtacız, bilge başımızın tacı... Lâkin arınmış, durulmuş bilgi ve arındıran bilge! Devam

Yakup Yurt

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
Gül-diken bütününde esas olan güldür.
Devam

Hidayet Kayaalp

OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
„Gülelim-oynıyalım“  şeklinde deyim üreten belki de az millet bulunur yeryüzünde. Devam

Ali Kılıçarslan

TÜRKİYE GÖÇ VAKFI
Göç hareketi yarım yüzyıllık bir süreçten sonra, özellikle göç edilen ülkelerde yeni bir boyut kazanmıştır. Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Leman Kuzu

SEVGİ  ZAMANI!..
SEVGİ  İNSANLARA VERDİĞİNİZ SÜRECE SEVGİDİR...   Devam

Yakup Tufan

GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLERİ
Almanya’da gerçekleşmesi arzu edilen gerçek bir uyum, ançak -gerçek bir demokratik hak- ve -eşitlik ilkesi- ile elde edilebilir. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

İsrail'in Arapları, Ermenistan'ın Türkleri
Türkiye ile Ermenistan'ın Zürih Protokolü çerçevesinde yeni bir süreci başlatması, barış adına iyi bir gelişmedir. Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Köpekler ve İnsanlar
Hepimiz farklı zaman ve mekânlarda keşke dedik. Hem de bir defa değil binlerce kez söyledik…
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat